Plaket zamanı

Plaket zamanı

Bursa mücadeleninde ‘beşlik’ yapınca her biri her şeyin düzeldiğini düşündü.
Ama Bursa’nın ligin en berbat takımlarından birisi meydana geldiğini, Kasımpaşa’nın da bu ligin en güzel takımlarından birisi meydana geldiğini hesaba katmadan…
Beşiktaş, Fenerbahçe, Başakşehir ve Trabzonspor karşısında yalnızca tek bir nokta alabilmiş Galatasaray. Başka Bir Deyişle iyi top yapan, kendisinden iyi oynayan, birlik oyununu iyi sergileyen, diri, gösterişli adamlarını iyi durduran, yaratıcılarını tamamlayan rakiplere karşın hiçbir biçimde direnememiş.
Ve geçen gün, konsantre meydana geldiği zaman bütün bunların en iyi olanını yapan bir Kasımpaşa vardı. O civarı iyi oynadılar ki, soluk aldırmadılar Galatasaray’a. Pavelka, Sadiku, Abdullah ve Castro benzeri bir sürü koşan, uğraş eden, karşılaşmayı hiç bırakmayan bir ortada alan ile gittikçe hepten ustalaşan ama gecenin en bahtsız oyuncusu durumda olan Adem Kocaman karşısında; çim biçme makinesi benzeri oynayan bir Tolga, etliye sütlüye karışmayan bir Okumaya devam et Plaket zamanı

Güney Kore kal kındı, Gana niye yaya kaldı

Güney Kore kal kındı, Gana niye yaya kaldı

Medeniyetler Çatışması teziyle tanıdığımız dünyaca populer Profesyonel. Samuel Huntington, Türkçe’ye de çevrilen Veriler Kitabı’ndaki söyleşisinde, “Niçin bir takım ülkeler gelişirken bazıları gelişmedi” sualine cevap veriyor. Bunun amaçlı Güney Kore ve Gana’nın 1960’taki vaziyetini uygun fiyat istatistiklerle beraber incelemiş. Anında anında her ikisinin de uygun fiyat durumu aynıymış. Hemen ise arada dağlar benzeri fark oluşmuş. Biri dünyanın en gelişmiş 10’uncu ekonomisi haline gelmiş, ötekisi gelişmemiş bir Afrika ülkesi olarak kalmış. Bunun sebebi olarak Huntington şu şekilde diyor:
“Hiç şüphe yok ki birden fazla izahı vardır. Ama benim düşünceme yönelik kültür burada çok kapsamlı yer tutuyor. Güney Koreliler çalışmaya, disipline, örgütlenmeye, öğrenmeye, eğitime, ekonomiye ve tasarrufa ölçüt veriyorlar… Bunun Için cevap Gana halkı hissedilir şekilde çeşitli değerleri savunmaktadır ve değişmemiştir… Şayet Afrika benzer dönemde birçok az gelişmişse, bu bilhassa devletlerin dayanıksızlığına, kabile savaşlarına ve farklı bir takım faktörlere bağlıdır.” Okumaya devam et Güney Kore kal kındı, Gana niye yaya kaldı

Yüksek bütçe açığı dik işsizlik

Yüksek bütçe açığı dik işsizlik

İlki temmuz çağı istihdam verileriydi. Yüzde 12.8 olarak izah eden işsizlikte bir evvelki aya yönelik 0.2 puanlık bir gerileme oluştu. Şubat ayı içinde yüzde 16.1 ile tavan yapan işsizlik oranı böylelikle son 5 aydır gerilemesini devam ettirdi. Fakat yeniden de 3.3 milyon resmi işsizimiz bulunuyor.
Kaldı ki bunun için iş arama ümidini kaybeden ve yabancı sebeplerle iş aramayan ama işe başlamaya hazırlıklı olanları eklediğimizde işsiz sayısı 5 milyon 84 bine çıkıyor. 27.3 milyon iş gücüne yönelik işsizlik oranı yüzde 18.6’ya yükseliyor. Hakikat işsizlik oranında da 5 nokta civarı bir azalma var. İşsizlikteki bu gerileme kısmen iş gücü arzına teşrif etmek isteyenlerin artışının krize paralel durmasından, bir de yepyeni işe alımların fit da olsa başlangıcından kaynaklanıyor. Esasen geçen senenin benzer ayıyla mukayese yapıldığında istihdam edilenlerin sayısı 22.2 milyondan 22.2 milyon olarak hemen hemen sabit kalmış, yalnızca 50 bin yükseliş kaydetmiş. Okumaya devam et Yüksek bütçe açığı dik işsizlik

Sanayici pes etmek üzere mi


Sanayici pes etmek üzere mi

Buna cevap endüstrinin kalbinden iştirak eden ses ise sanayicinin pes ediyor meydana geldiği istikametinde. İlk öncesinde kocaman ikilem benzeri gelebilir. Başka Bir Deyişle ya imalat rakamları hata ya söylenen hata denilebilir.
Ancak öyle de değil. 2001 krizini hatırlayalım. Bu kriz Türkiye’ye has bir kamu borç problemi ve bankacılık kriziydi. Bankaları tekrar yapılandırarak ve ek olarak üçte bir tanesini de tasfiye ederek bu krizden çıktık. Çıkmasına çıktık, ekonomi ve pazar büyümüye başladı şayet tesiri yıllarca sürdü. Bitiminde Türkiye’deki bankalarda başka anaparanın hissesi yüzde 40’a yükseldi. Başka Bir Deyişle hemen hemen bankacılık yarısı yarıya başka sermayeli duruma dönüştü. Türkler mühim ölçüde bankacılıktan çekildi. Her ne civarı geçen gün Hüsnü Özyeğin Türkiye’de başka sermayeli bir bankayı satın almış olsa da, bu tek olarak kalabilir, rüzgarı tersine çevirmeyebilir.
Şimdi dönelim sanayicinin hemen hemen pes edecek duruma gelmesine. Bu sözü İstanbul Endüstri Odası Başkanı Tanıl Minik geçen gün Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ve ekonomi bürokratlarının katıldığı ve senede iki defa yapılmış olan toplantıda ifade etti. Tanıl Minik öncesinde bir sanayicinin sözlerini aktardı: “Benim firmama başka sermayeli Okumaya devam et Sanayici pes etmek üzere mi

>İşsizlik meselenine hassasiyetin önemi

İşsizlik meselenine hassasiyetin önemi

Son verilerde işsizlikte belli bir azalmayı meydana koyuyor. Uygun Fiyat canlanmayla bu azalmanın sürmesi de beklenebilir. Fakat yüzde 14.4 meydana gelen işsizliğin üç ayda yüzde 10’a azalması bir mücizeyi gerektirir.
Eğer Başbakan burada yepyeni yayımlanmaya başlayan mevsimsel etkilerden arındırılmış rakamları kastediyorsa o yabancı. Zira bu rakam yüzde 14.4’lük işsizliği yüzde 12.7’ye indiriyor. Üç ay içerisinde de bu rakamın yüzde 11 ‘in altına inmesi belki de ihtimal dahilindedir. Ama halkoyu olarak izlenen, malum rakam bu değildir. Üç maaş işlek ortalamalardan hesaplanan ve orta ayı baz meydan işsizlik rakamlarının mevsimsellikten arındırılması, başka birçok verinin arındırılmasının tersine çok da manalı değildir. Ne işsiz sayısını fiilen azaltıyor, ne personel sayısını artırıyor. Rakamlarda değişim yapıyorsunuz öylesine.
Ancak işsizlikte uygun fiyat canlanmayla başlayan belli bir azalma dikkati çekiyor ve bir sonraki aylarda bunun aynı ritimde devam etme ihtimali yüksek. Başka Bir Deyişle işsizlikte stil aşağıya istikametli. Bu da mühim bir gelişme. Okumaya devam et >İşsizlik meselenine hassasiyetin önemi

Büyümede ribauntun gücü nereden

Büyümede ribauntun gücü nereden

Yılın 2. çeyreğine ilişkin büyüme rakamları olumlu istikamette sürpriz inşa etti. Beklentilerin 1.5 puan civarı üstünde, yüzde 10.3 olarak meydana geldi. Böylelikle yılın birinci ve 2. çeyreğinde de, yılın ilk yarısında da çift haneli büyüme rakamlarını yakaladık. Senelik bazda yüzde 3.5 büyüme hedefine cevap yılın yarı seneninde yüzde 11’lik gerçekleşme yakalandı.
Türkiye bu büyümesiyle dünyanın en çabuk yükselen ekonomileri aralarında yerini aldı.
Büyümede yakalanan çift haneli rakamlarda krizden çıkışın ve düşük baz tesirinin hissesi hatrı sayılır büyüklükte.
Türkiye’de büyümeye geriye dönüşün kuvvetli olmasında bankacılık piyasasının krizden güçlenerek çıkması mühim bir katkı inşa etti. Nitekim bu yıl banka aktifleri arasında en bir sürü krediler büyüdü. Hem Bir tüketici hem bir de ticari kredi artışları yükselen ekonomiyi finanse etti. Okumaya devam et Büyümede ribauntun gücü nereden

Merdefa’e itimat kayboldu faizler çoğalış kolay değil düşer

Merdefa’e itimat kayboldu faizler çoğalış kolay değil düşer

Yeni ücret siyasetleri neticesi Türkiye’den milyarlarca dolar ateş gibi ücret çıkışı oluyor. Kurlar yükselirken borsa düştü, faiz ise öncesinde düştü, ardından yükseldi. Üstelik geçtiğimiz hafta görüldüğü benzeri, Orta Bankası’nın az vadeli politika faizlerini düşürmesi, piyasada yaratacağı etkinin tam tersine üremlerin artmasına sokak açtı. Zira son vakalarla banka mühim bir kredibilite kaybına uğradı.
Kasım ve aralıktaki faiz düşüşünden ardından ocakta da 1/2 puanlık faiz indirimi fiyatlanmıştı. İkinci el gösterge üremi yüzde 6.79 ile tarihi dip seviyesine civarı geriledi. Sonrasında Orta Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz devreye girdi. Iletisi da epeyce açıktı. Bu vaziyette piyasalar faiz indirilmeyecek diye fiyatlama inşa etti. Faiz düşüşe geçtiği seviyelere geriye döndü. Hüküm ise çeyrek puanlık indirimdi. Bu şaşırtıcı kararın tesirinin normalde üremlerin azalması istikametinde olması beklenirdi. Fakat gösterge faiz yükselişini devam ettirdi ve yüzde 7.72 seviyesini gördü. Okumaya devam et Merdefa’e itimat kayboldu faizler çoğalış kolay değil düşer

Piyasalar notta madalyonun diğer yüzüne döndü

Piyasalar notta madalyonun diğer yüzüne döndü

Amerika’nın en üst noktada meydana gelen kredi notu görünümünün negatife çevrilmesinin şok tesiri geçti. Piyasalar ilk defa meydana gelen bu şekilde bir vaziyet karşısında öncesinde satıp ardından düşündüler. Şok tesiri de yerini ek olarak mantıklı hareketlere ve düzeltmelere bıraktı. Görünüm değişikliğinin o civarı da olumsuz olmadığına hüküm verildi. Tamam dünyanın önder ekonomisi olarak AMERIKA BIRLEŞIK DEVLETLERI’nin notunda bir düşme meydana gelirse bunun tesirleri yıkıcı olabilir, ama artık o süreçte değiliz. Bir Sonraki iki sene içerisinde yüzde 33 olasılıkla bu notun kırılma olasılığı meydana geldiğini kendi reyting kuruluşları belirtiyor.
Ancak bütçe açıklarını azaltma dair pozitif gelişmeler gündeme gelirse de, not düşüşü olasılığı gündemden kalkar. Zira S&P izahını tam puan atışı benzeri yapmış. İki sene içerisinde bütçe açıklarının geliyor olacak senelerde Okumaya devam et Piyasalar notta madalyonun diğer yüzüne döndü

Devir parayı paradan değil ürtimden kazanma devri

Devir parayı paradan değil ürtimden kazanma devri

61. Hükümetin Yazılımı Meclis’e takdim edildi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ustalık çağı dediği üçüncü devlet çağı. Bizzat izahları ve partisinin tüzüğü, dördüncü seçimlere girmeyeceği istikametinde. Cumhurbaşkanlığı seçimi de Eylül 2014’te. Mahalli seçimler Mart 2014’te. Seçimleri birleştirme gayreti olacaktır. Olabilir olmaz, Fakat Mart 2014’teki seçimlerin hazırlığı 2013’ten başlar. Ortada en azından iki senelik huzurlu bir icraat çağı olacak. İşte cuma bugünü izah eden program yepyeni hükümetin ekonomideki sokak haritasını ve neler inşa etmek istediğini, tercih öncesinde verdiği sözlerin resmiyet kazanmasını sağlismi.
Program önce büyümeye aynı ritimde devam diyor. Sıralanan projeler, yaratılmak istenen istihdam, ulaşılmak istenen birey başına ciro ve GSYH, Türkiye’nin dik gelişmesini gerektiriyor. Artık ismi bu şekilde konmasa da, programda yer alanların realize edilmeye başlanmasıyla dik büyümenin devam gelecektir. Okumaya devam et Devir parayı paradan değil ürtimden kazanma devri

Enflasyona mevduat yapan kazandı

Enflasyona mevduat yapan kazandı

Vill Rogers “Enflasyona mevduat yapılır. Zira o büyüyen tek şeydir” demiş. Bu laf tam da 2011 Türkiye’si amaçlı meydana geldi. Yıl sonu amaçlı enflasyon hedefi yüzde 5.5 idi. Geçen Gün izah eden bilgiler yüzde 10.45’lik bir gerçekleşmeye işaret ediyor.
Hedeften yüzde 100 sapma ortaya gelmiş. İşte enflasyonun 2004 ardından 2. defa çitf haneli rakamları görmesi, altın ve döviz dışındaki tüm finansal mevduat araçlarının getirişini negatife çevirdi. Olumsuz olanları da büyüttü. Borsayı yüzde 30 kayba taşıdı, banka paylarını yüzde 38 kayba. Şayet enflasyon amaç dolaylarında gerçekleşseydi TL üremleri ve ona dayalı fonların getirişi de olumlu olacaktı.
EN KAYIPLI 4. YIL: Tasarruf sahipleri tarafından 2011 kayıplı bir yıl oluyor. 1984 sonrasının en kayıplı dördüncü Okumaya devam et Enflasyona mevduat yapan kazandı