bir insan yılda ne kadar tükürük salgılar?

bir insan yılda ne kadar tükürük salgılar?

bedenimizin ürettiği hiç birsey işlevsiz değildir, tükürükte bunlardan biridir. ama genelde bu salgının ne işe yaradığını, özelliklerini ve önemini pek düşünmeyiz.
üstelik vücudumuza çok önemli faydaları vardır. kıymetini kaybedince anlarsın cümlesi aslında tükürüğü anlatmak için oldukça uygundur. tükürük ağzımızı sulandıran
bir sıvıdır. ve dilin altındaki tükürük bezleri aracılığıyla üretilir. çoğunlukla sudan oluşur ancak içinde mukus elektrolitler, bazı enzimler ve antibakteriyel
bileşimler de barındırır. berrak ve renksizdir. yediğimiz herşey önce ağızda sindirilmeye başlar. çiğneme, tükürük oluşumunu harekete geçirir ve ağız içinde
kayganlığı sağlayarak yiyecekleri ıslatıp yutmayı kolaylaştırır. içeriğindeki enzimler sindirme işlemini başlamasına neden olur. bu sıvının önemi özellikle ağız kuruluğu
yaşandığında daha iyi anlaşılır. çünkü tükürüksüzlük hem yutma eğlemini hemde tat almayı olumsuz yönde etkiler. tükürük bezlerinde üretilen tükürük sürekli ağız
ortamına akıtılır. dişlerin üzerini yıkar, mekanik olarak temizler, bakterilerin ürettiği asitleri tamponlar, çürüğe karşı korur. içeriğinde bulanan bazı proteinler
de yararlı bakterilerin diş ve diş etlerine tutunmasında öenmli rol oynayarak şiddetli enfeksiyonları önler. ayrıca asit baz dengesini sabit tuttuğundan hastalık yapıcı
miktropların faaliyetine engel olur. bir çok öelliğinden dolayı mikropların çoğalmasını önler. tükürüğün faydaları tahmin edilenden çok daha fazladır ve özellikle
ilaç zehirlenmelerinde rol oynayan maddler, bu sıvı yardımıyla zararsız hale getirilir mesela kurşun civa ve bizmut gibi ağır metallerin iyonları, tükürükle dışarı atılır
hatta tükürük içindeki alkol miktarından faydalanılarak trafik kazalarında sürücülerin alkollu olup olmadıkları tespit edilebilir. tükürük, yutulduktan sonra da
görevine devam eder eğer tahriş edici gıdalar yutulur veya kişinin mide-bağırsakla ilgili bir rahatsızlığından dolayı bulantısı olursa, yutulan tükürük mide bağırsak
kanalındaki tahriş edici maddeleri sulandırmak veya asit oranını düşürmek suretiyle de rahatsızlığı anlatılmasına yardımcı olur.

Depremler nasıl oluşur?

Depremler nasıl oluşur?

depremler en çok levha sınırlarında meydana gelir. Levhaların hareketi, kayanın belirli bölgelerinde gerilim birikmesine neden olur. bu gerilim aniden
boşaldığında,etraftaki kaya titrer ve depreme neden olur.depremler,fay olarak adlandırılan, yer kabuğundaki kırıklar boyunca gerçekleşir. faylar, minik
çatlaklar veya çok uzun ve büyük kırıklar şeklinde olabilir. faylar genellikle kayanın kırılana kadar gerilmesine veya sıkışmasına neden olacak şekilde,
levhaların birbiri üstüne kaymaları durumunda oluşur.levhaların aynı ya da karşıt yönlerde kaydıkları yerlerdeki sınırlara “sabit sınırlar” denir.eğer bir
fay boyunca kırılan kenarlar sıkışırsa, iki kenar birbirini ittikçe eberji birikir. artan geri,lim sonunda, bir kenarı diğerine yol vermeye zorlayarak ani bir
hareketlenmeye neden olur. böylece açığa çıkan enerji, etraftaki kayaların titremesine, dolayısıyla depreme yol açar.

inek eti kırmızısıysa tavuk eti neden beyazdır?

inek eti kırmızısıysa tavuk eti neden beyazdır?

et ve et mahsulleri soframızın vazgeçilmezlerindendir . kırmızı et yediğimiz inek , koyun keçi benzeri memeli hayvanlardan ele geçirilen beyaz et dediğimizdeyse yumurtayla
çoğalan kümes hayvaları akla ciro ki hakikat anlamdaki beyaz et tanımı balık eti amaçlı kullanılır . zira bilimsel olarak kümes hayvanlarının etleri balık etinden
çok çeşitli olup kırmızı ete ek olarak yakındırlar; üstelik bazılarının rengi kahve rengidir . peki , kocaman tek işptahla yediğimiz , protein durumundan çok zengin bu etlerin
arasında ne sebeple nitelik farkı vardır? etin rengi , adele dokuda yer alan adele kirişlerinin yapısından ileri ciro . kırmızı ya da koyu ette adele lifleri , yürüme veya ayakta
durma benzeri uzunca amanlı kutlamalar amaçlı kullanılmaya uyumlu tiptedir . bu lifler , tek bir sürü kez tek enerji kaynağına ihtiyaç duyarlar . bu enerji kaynağı da adele
hücrelerinde yer alan tek protein meydana gelen miyoglobindir . şunlar kanda , alyuvarlarda bulunurlar ve kaslara gereken oksijeni sağlarlar . adele hücrelerini enerji sağlamakta
görevli meydana gelen miyoglobin proteini ne civarı çoksa doku o denli koyu rengarenk ( veya ek olarak kırmızı ) olabilir . koyun ya da sığır benzeri hayvanlarda genelikle açık arazide
dolaşarak otlanırlar . beyaz ette yer alan adele lifleriyse uçma veya kaçma benzeri anlık hareketler amaçlı özelleşmiştir . bu sebeple , tek bir sürü kez tek enerji kaynagına ihtiyarçları yoktur .
kas dokuda depolanan glikojenden aldıkları meydana kafi . farkındaysanız etrafta dolanan tavukların bacak kısımları kırmızıyken uçamadıkları amaçlı göğüs ve kanat etleri beyazdır .
oysaki ördek benzeri hayvanlar da vaziyet tam tersidir . balıklar ise hemen hemen ağırlıksız tek ortamda yaşadıklarından adaleleri birçok gelişmemiştir . vucüt uzuvlarının
ana iskeletlerine bağlayacak kıkırdak , kiriş ve bağ dokuları benzeri dokulara pek yoktur . bununla birlikte düşmanlarından kaçbilmek amaçlı tek sürü anlık ve çabuk davranış etmeleri
gerektiğinden adalelerindeki lifler çabuk açılıp kapanabilen özelliktedir bu lifler az ve incedirler , rahatlıkla birbirlerinden ayrılabilirler . balık etinden öbür
etlere göre ek olarak huzurlu çiğneyebilmemizin sebebi de budur . balıklar bu liflerinin tek sürü az birsüre amaçlı kullandıkların pek enerji başka bir deyişle oksiyen depolamaya ihtiyarç
duymazlar . bu sebeple de vucütlarındaki kan ölçüsü tek sürü değildir , esasen olanlarda çoğunlukla solungaçlarından toplanmıştır . özetlemek gerekirse; etin rengini kırmızılığın
miyoglobin miktarına miyoglobin ölçüsü kan miktarına , kan ölçüsü ise kasların ihtiyarç duyduğu enerji başka bir deyişle oksiyen miktrına bağlıdır . bu a balıkların etinin ne sebeple tamamıyla
beyaz meydana geldiğini açıklamaktadır .

Menasebetsiz Mehmed Efendi

Menasebetsiz Mehmed Efendi

Sultan II.Mahmud devrinde Mehmed Efendi isminde biri yaşarmış. Münasebetsizliğiyle şöhret olmuş. Padişah bir gün onu dinleyip münasebetsizliğinin
derecesini ölçmek istemiş. Efendiyi huzura getirmişler. Uzunca bir sohbet olmuş,ama adamda hiç münasebetsiz bir durum olmamış. Nihayet
sohbet sona erip Mehmed Efendi birkaç kese altınla ödüllendirilerek oradan ayrılmış. Aradan günler geçmiş. Sultan Murad Babıali yi teftişten
döndüğü bir sırada faytonuyla Cağaloğlu yokuşunu çıkmakta iken Mehmed Efendi arabacıya seslenmiş:
Sultan Mahmud sesi tanıyıp “galiba önemli bir maruzatı var” diyerk arabacısına beklemesini söyler. Ne var ki yokuşun en dik olduğu noktada
durmuşlardır ve atların orada zabtedilmeleri zordur; ayakları yokuş aşağı kaymaya başlar. Mehmed Efendi gayet sakin sorar:
-Padişahım,acaba zurna çalmasını bilir misiniz? Padişah biraz şaşkın,biraz da meraklı: Hayır bilmem der. Bendeniz de bilmem efendim. Öyle mi?
der padişah,sözün sonunu bekleyerek. Bu sırada fayton da geri geri kaymaya başlamıştır. Mehmed Efendi devam eder: Evet Efendimiz Bursa da
halamın damadını bir yaşlı teyzesi vardır.
-Eeee.. O da zurna çalmasını bilmez efendimiz. Vallahi efendimiz hatta… Arabanın yokuş aşağı gideceğinden korkan Sultan Mahmud dayanamayıp
adamlarına bağırır: Çekin şu Münasebetsiz Mehmed Efendi yi yolumdan,yoksa ya ben bayılacağım ya da atlar,demiş.
Bu deyim yerli yersiz iş yapanlar için söylenmiştir.

Misafir Umduğunu Değil,Bulduğunu Yer

Misafir Umduğunu Değil,Bulduğunu Yer

Gezginin bir uzun bir yolculuktan sonra o günün akşamında bir köy evine misafir olmuş.Ev sahibi habersiz gelen konuğunu güler yüzle karşılamış.
Ona nereden gelip nereye gittiğini sormuş.Gezgin ev sahibinin sorularını yanıtladıktan sonra yemeğe oturmuşlar.Ev sahibi bir gezgine
bakmış bir de sofradaki yemeklere.Gezginin daha zengin bir sofra beklediğini fark eden ev sahibi şöyle demiş.
-Kusara bakma sen yoldan geldin,güzel yiyecekler istersin ama bizde bulunan bu…Misafir umduğunu değil,bulduğunu yer,demiş.
Bu atasözü,insanların kendilerine sunulan ikramlarda nazik davranmaları gerektiği düşüncesiyle söylenmiştir.

Faylar ve Kıvrım Dağları

Faylar: Levhaların hareketleriyle kimi zaman hareketin şiddeti sert kaya kütlelerinin kırılmasına neden olur bu kırıklıklara “fay” adı verilir.Yerkabuğunun birbirlerine
yakın iki fay arasındaki kısımı bazen çöker ve böylece lift vadileri(grabenler:çöküntü hendekleri)oluşur.Her iki tarafta yükselen kısımlar ise kırık dağlarını (horstları)
oluşturur.

Kıvrım Dağları: Levhaların birbirlerine yaklaştığı yerlerde yer kabuğu kıvrılarak kıvrım dağları denilen yüksek dağ sıralarını oluşturacak şekilde yukarı doğru yükselir.
Himalayalar alpler ve and dağları kıvrım dağlarıdır.Kıvrım dağlarının oluştuğu bölgeler yerkabuğunun en kalın olduğu yerlerdir.