Hızlandırılmış tatil planlarına ne dersiniz

Hızlandırılmış tatil planlarına ne dersiniz

YAZ geldi. Bayram tatili kapıda. Pekçok birey ağır ağır senelik izinlerini almaya başladı. Bana da devamlı “Nereye gidelim?”, “Nerede kalalım?”, “Alaçatı’da bize yerler öner”, “Türkbükü yazınız çok iyiydi. Şimdiden rotamı belirledim”tadında mail’ler, Instagram’ın doğruca kısa mesaj kısmından sualler geliyor.
Tabii “Sen hiç Alaçatı-Bodrum dışarısında bir yere gitmiyor musun?”diyenler de yok değil. Öncelikle gidiyorum elbette, ne sebeple gitmeyeyim? Her yere gitmeye çalışıyorum. Ama Alaçatı-Bodrum çok fenomen ve pekçok birey de heyecan etmekte. Öncelikle onların merakını gidermek sebep. Yaz ve tatil yazılımları ifade edilecek. Benden de zaman zaman Alaçatı ve Bodrum teklifleri geliyor olacak size. Okumaya devam et Hızlandırılmış tatil planlarına ne dersiniz

Magazin dürüstlük, yürek, deneyim ister

Magazin dürüstlük, yürek, deneyim ister

HER hediye değerlidir elbette ama ben en bir sürü üniversite, lise benzeri torpili olmahemen yan, suçsuz ve hakikat ödülleri seviyorum. Evvelki zaman de Cemal Reşit Rey’de Mimar Sinan Harika Sanatlar Lisesi talebelerinin reyleri neticesi belirlenmiş ödüllerin dağıtıldığı hediye gecesi vardı.
Bu merasimde Habertürk, En İyi Magazin Eki dalında ‘Yılın Mimar Sinan Hediyeyi’ne layık görüldü. Hediyeyi 20 yıldır tanıdığım ve ara ara da bir takım yayım kuruluşlarında beraber bu işi sırtlandığım hem ailem aynı zamanda magazin müdürü dostum Bülent İpek aldı.
Bülent “Magazin, basının hem en dayanılmaz aynı zamanda hudutları en tartışmalı alanıdır. O hududu muhafaza etmek amaçlı deneyim, mantık ama en bir sürü da yürek lazımdır. Biz HT Magazin ekibi olarak o bıçaksırtı hududu koruyoruz. Bu kımetli hediyeyi bize layık gören bütün talebelere teşekkür ediyorum”diye az, öz ama içerisinde bir sürü birşey ifade eden bir konuşma yapmış. Okumaya devam et Magazin dürüstlük, yürek, deneyim ister

44 istek


44 istek

2010 amaçlı suçsuz isteklerimiz vardı. O zaman yazdık. Kaçı meydana geldi bilmiyorum. Ama bir bir sürü sorunun aynı ritimde devam ettiğini biliyorum. 2011 amaçlı yeniden isteklerim var. Bazıları geçen seneden kalma. Ama yeniden yazıyorum. Olabilir mu olmaz mı bilemem. Elbet ki bu isteklerimin ukalalık meydana geldiğini düşünebilirsiniz. Ama değil. Özünde Türk futbolu var. Marka değeri var. Belki de esasında sizlerin istekleri var. İsteyen siyah yapmayan bin siyah.
Kulüp başkanlarının yalnızca iki aşama başkanlık yapmasını. Bizzat Kendilerini takım sahibi sanmamalarını.
Medyaya ‘çağ dışı’ diyenlerin aynaya, kendilerine bakmasını.
Kulüplerin bir sezonda yalnızca bir teknik direktörle çalışmasını. İkinciyi fakat zaruri hallerde taşıma etmelerini.
Bitmeyen Alex düşmanlığı ve takıntısından vazgeçilmesini. Okumaya devam et 44 istek

50 bin artı 11 kişi

50 bin artı 11 kişi

90 dakikaya baktığınız süre oyunun tam bir hudut harbi halinde geçtiğini görebilirsiniz. Bilmem ne civarı sarı kartın yakınında üç adet de kırmızı kart. Başka Bir Deyişle tekme tokat bir maç. Halbuki sakinlik Trabzonspor’un işine yarardı. Ama Fenerbahçe’nin tuzağına düşüp topa konsantre olamadılar.
Arada nokta farkı 7. Başka Bir Deyişle az buz değil. Sakinlik her çeşitli işine yarardı Trabzonspor’un. Rakibinin bu maçı kazanmaktan yabancı hiç bir talihi yok. Ve bu kocaman bir yük. Trabzonspor benzeri ayağa iyi top yapan kimi rakibinin bu halini avantaja çevirebilirdi. Ama bunu hiç bir biçimde değerlendiremediler. Hazırlıklı değillerdi. Boyunları bükük geldi. Rakiplerinin sürat ve ruhsal tüm tuzaklarına düştüler. Sinirlendiler. Maçı kaldıramadılar.
Fenerbahçe ise tam aksi. Müthiş deneyimli bir kadrosu var. Bu tip maçlar onlar amaçlı leblebi çekirkadar. Ve hatta Okumaya devam et 50 bin artı 11 kişi

Devlerin saklı zirvesi

Devlerin saklı zirvesi

Taraftarlar arasınDevlerin saklı zirvesi

Taraftarlar arasındaki ‘husumet’ her geçtiğimiz gün büyürken F.Bahçeli ve G.Saraylı yetkililer herkesten saklı bir araya geldi. Partner sıkıntılar açık açık konuşuldu; devletin iki kulübe de dayanak vermesi dair anlaşıldı
Bakmayın siz Fenerbahçeli ve Galatasaraylı taraftarlar arasındaki ‘husumet’ söylemine!
Taraftar aralarında hem bir toplumsal basında hem bir de tribünde ‘karşı tarafın canını acıtma’ amaçlı rekabet sürse de yetkililer bu hale birçok aldırmıyor.
Taraftar korkusu elbette ki var. Onlardan halen çekiniyorlar. O yüzden aralarındaki ‘sıcak ilişkiyi’ saklamayı, temasları perde arkasından yürütmeyi seçim ediyorlar. Ne Sebeple mi laf ediyorum? Anında konuya gireyim. Fenerbahçeli ve Galatasaraylı yetkililer 4-5 hafta öncesinde bir araya geldiler. Ve ‘ortak çıkarları’ amaçlı masaya oturdular. Esasında bu toplantının tamamı sır gibi. Okumaya devam et Devlerin saklı zirvesi

Aradaki farkı bulun

Aradaki farkı bulun

ŞUNU tam olarak bir biçimde söyleyelim. İçi geçmiş, futbolcuları çalışma süresini tamamlamış yani emekli olmuş Sivasspor’un Galatasaray’ı kedere talihi sıfırdı. Vitrin Yalçın’ın bu kadroyu buralara getirmesi, ligde tutabilmesi hakikaten mühim bir muvaffakiyet. Galatasaray amaçlı sıkı başlamayan mücadelenin böylesine bir skorla sona ermesinin sebebi Sneijder’dı. Sarı-Kırmızılılar’ın tek farklılık oluşturan oyuncusu. Bir takımın görüntüsünü tek başına değiştirebilecek kapasiteye sahip. Ve benzersiz bir prof. Maç seçmeyen. Eğlenerek oynayan ve aldığı her kuruşu doğruluk eden bir oyuncu. Elbet ki onu seyretmek de farklı bir huzur. Esasen elinde bu biçimde bir oyuncu varsa bu tip mücadelelerde her birşey ek olarak pratik oluyor. Sivas benzeri uğraş gücü yerlerde takımlar önünde Sneijder pek dahi geliyor. Attığı özgür vuruş golü mükemmeldi. Ama elbet ki Sabri’nin attığı golü unutmamak Okumaya devam et Aradaki farkı bulun

Plaket zamanı

Plaket zamanı

Bursa mücadeleninde ‘beşlik’ yapınca her biri her şeyin düzeldiğini düşündü.
Ama Bursa’nın ligin en berbat takımlarından birisi meydana geldiğini, Kasımpaşa’nın da bu ligin en güzel takımlarından birisi meydana geldiğini hesaba katmadan…
Beşiktaş, Fenerbahçe, Başakşehir ve Trabzonspor karşısında yalnızca tek bir nokta alabilmiş Galatasaray. Başka Bir Deyişle iyi top yapan, kendisinden iyi oynayan, birlik oyununu iyi sergileyen, diri, gösterişli adamlarını iyi durduran, yaratıcılarını tamamlayan rakiplere karşın hiçbir biçimde direnememiş.
Ve geçen gün, konsantre meydana geldiği zaman bütün bunların en iyi olanını yapan bir Kasımpaşa vardı. O civarı iyi oynadılar ki, soluk aldırmadılar Galatasaray’a. Pavelka, Sadiku, Abdullah ve Castro benzeri bir sürü koşan, uğraş eden, karşılaşmayı hiç bırakmayan bir ortada alan ile gittikçe hepten ustalaşan ama gecenin en bahtsız oyuncusu durumda olan Adem Kocaman karşısında; çim biçme makinesi benzeri oynayan bir Tolga, etliye sütlüye karışmayan bir Okumaya devam et Plaket zamanı

Güney Kore kal kındı, Gana niye yaya kaldı

Güney Kore kal kındı, Gana niye yaya kaldı

Medeniyetler Çatışması teziyle tanıdığımız dünyaca populer Profesyonel. Samuel Huntington, Türkçe’ye de çevrilen Veriler Kitabı’ndaki söyleşisinde, “Niçin bir takım ülkeler gelişirken bazıları gelişmedi” sualine cevap veriyor. Bunun amaçlı Güney Kore ve Gana’nın 1960’taki vaziyetini uygun fiyat istatistiklerle beraber incelemiş. Anında anında her ikisinin de uygun fiyat durumu aynıymış. Hemen ise arada dağlar benzeri fark oluşmuş. Biri dünyanın en gelişmiş 10’uncu ekonomisi haline gelmiş, ötekisi gelişmemiş bir Afrika ülkesi olarak kalmış. Bunun sebebi olarak Huntington şu şekilde diyor:
“Hiç şüphe yok ki birden fazla izahı vardır. Ama benim düşünceme yönelik kültür burada çok kapsamlı yer tutuyor. Güney Koreliler çalışmaya, disipline, örgütlenmeye, öğrenmeye, eğitime, ekonomiye ve tasarrufa ölçüt veriyorlar… Bunun Için cevap Gana halkı hissedilir şekilde çeşitli değerleri savunmaktadır ve değişmemiştir… Şayet Afrika benzer dönemde birçok az gelişmişse, bu bilhassa devletlerin dayanıksızlığına, kabile savaşlarına ve farklı bir takım faktörlere bağlıdır.” Okumaya devam et Güney Kore kal kındı, Gana niye yaya kaldı

Yüksek bütçe açığı dik işsizlik

Yüksek bütçe açığı dik işsizlik

İlki temmuz çağı istihdam verileriydi. Yüzde 12.8 olarak izah eden işsizlikte bir evvelki aya yönelik 0.2 puanlık bir gerileme oluştu. Şubat ayı içinde yüzde 16.1 ile tavan yapan işsizlik oranı böylelikle son 5 aydır gerilemesini devam ettirdi. Fakat yeniden de 3.3 milyon resmi işsizimiz bulunuyor.
Kaldı ki bunun için iş arama ümidini kaybeden ve yabancı sebeplerle iş aramayan ama işe başlamaya hazırlıklı olanları eklediğimizde işsiz sayısı 5 milyon 84 bine çıkıyor. 27.3 milyon iş gücüne yönelik işsizlik oranı yüzde 18.6’ya yükseliyor. Hakikat işsizlik oranında da 5 nokta civarı bir azalma var. İşsizlikteki bu gerileme kısmen iş gücü arzına teşrif etmek isteyenlerin artışının krize paralel durmasından, bir de yepyeni işe alımların fit da olsa başlangıcından kaynaklanıyor. Esasen geçen senenin benzer ayıyla mukayese yapıldığında istihdam edilenlerin sayısı 22.2 milyondan 22.2 milyon olarak hemen hemen sabit kalmış, yalnızca 50 bin yükseliş kaydetmiş. Okumaya devam et Yüksek bütçe açığı dik işsizlik

Sanayici pes etmek üzere mi


Sanayici pes etmek üzere mi

Buna cevap endüstrinin kalbinden iştirak eden ses ise sanayicinin pes ediyor meydana geldiği istikametinde. İlk öncesinde kocaman ikilem benzeri gelebilir. Başka Bir Deyişle ya imalat rakamları hata ya söylenen hata denilebilir.
Ancak öyle de değil. 2001 krizini hatırlayalım. Bu kriz Türkiye’ye has bir kamu borç problemi ve bankacılık kriziydi. Bankaları tekrar yapılandırarak ve ek olarak üçte bir tanesini de tasfiye ederek bu krizden çıktık. Çıkmasına çıktık, ekonomi ve pazar büyümüye başladı şayet tesiri yıllarca sürdü. Bitiminde Türkiye’deki bankalarda başka anaparanın hissesi yüzde 40’a yükseldi. Başka Bir Deyişle hemen hemen bankacılık yarısı yarıya başka sermayeli duruma dönüştü. Türkler mühim ölçüde bankacılıktan çekildi. Her ne civarı geçen gün Hüsnü Özyeğin Türkiye’de başka sermayeli bir bankayı satın almış olsa da, bu tek olarak kalabilir, rüzgarı tersine çevirmeyebilir.
Şimdi dönelim sanayicinin hemen hemen pes edecek duruma gelmesine. Bu sözü İstanbul Endüstri Odası Başkanı Tanıl Minik geçen gün Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ve ekonomi bürokratlarının katıldığı ve senede iki defa yapılmış olan toplantıda ifade etti. Tanıl Minik öncesinde bir sanayicinin sözlerini aktardı: “Benim firmama başka sermayeli Okumaya devam et Sanayici pes etmek üzere mi