Büyük beden kocaman adım

Büyük beden kocaman adım

Tehlikeli derecede sıfır beden yeni sezon modelleri men eden kanun geçtiğimiz hafta Fransız Meclisi’nden son geçti. Hemen çoğalış sıska yeni sezon modelleri podyuma ortaya çıkarmak ya da katalog çekimi inşa etmek amaçlı, kızların yeme bozukluğu olmadığına işaret eden doktor raporu gerekmektedir. Dayanıklı raporu olmayan model çalıştıranı 6 ay mapus ve 75 bin Avro ücret cezası bekliyor. Resimlerde inceltme rötuşları varsa, o da belirtilecek çoğalış.
Sağlık reformu çerçevesindeki tertip etme gerçi ilk enbaşta tasarılandığı civarı iyi şartlar içermiyor. geçtiğimiz baharda Parlamento’e getirilen plan ilk haliyle Beden Kitle Endeksi’ne bir aşağı hudut getirilmesini öngörüyordu. Fakat bayan anatomisini keyfine yönelik şekillendiren ve bir dirhem etten fena takdirde ürken trend endüstrisi bunun için şiddetle karşın çıktı. Model ajansları, “Sağlıklı zayıflık ile anoreksiya hastalığını birbirine karıştırıyorsunuz”diye milletvekillerine çattı. Parlamento de sindi. Yepyeni tertip etmeye yönelik Beden Kitle Endeksi kriteri, pazar temsilcilerinin üst heyeti aracılığıyla belirlenecek. Okumaya devam et Büyük beden kocaman adım

Hayır, kadın benzeri yüzüyor


Hayır, kadın benzeri yüzüyor

“Olimpik Phelps” efsanesi Rio’da sona eriyor, Katie Ledecky efsanesi başlıyor. 31 yaşlarındaki Phelps 2020’de Tokyo’da olmayacak; 19 yaşlarındaki Ledecky ABD BIRLEŞIK DEVLETLERI yüzme takımının yeni yıldızı olacak. İddia şu: Ledecky 7 milyarda bir dünyaya gelebilecek üstün bir sporcu. Başka Bir Deyişle bu sabah dünyanın en iyisi.
Amerika şu an en az Phelps civarı Ledecky’ye de çıldırıyor. O da Phelps benzeri altın avcısı. Üzerine üstlük rekor da kırıyor; bizzat rekorunu. Ona “Yeni Phelps” diyorlar. Phelps ona “Aygır”diyor. “Erkek benzeri yüzüyor” yorumlarını duyuyorum Amerikalıların olimpiyat yayınlarında. “Erkek benzeri yüzüyor…” tweetleri atılıyor.
İyi şayet Katie Ledecky 19 yaşında bir çocuk kız. Erkek sıfatları yapıştırılması insanın kadın damarını çatlatacak Okumaya devam et Hayır, kadın benzeri yüzüyor

İSPARK: Bebek’e beton yok sökülebilir iskele olacak

İSPARK: Bebek’e beton yok sökülebilir iskele olacak

Bebek’ten büyüyen ‘Tekne parka hayır’ isyanını bu sütunlara taşımıştım hatırlarsanız… İSPARK’ın 250 yat kapasiteli marina projesi etraf sakinlerinin reaksiyonunu çekmiş, semtin 4 bir yanına ‘Tekne park istemiyoruz’ afişleri asılmıştı. Peki neydi Bebeklilerin eleştirileri? Bölge halkı, tekne park amaçlı sahilin doldurulmasından, betonlaştırılmasından kaygı etmekte, projenin yabancı bir ayağı meydana gelen 150 araçlık otopark yapımının ise esasen yüklü meydana gelen trafiği hepten içinden çıkılmaz bir noktaya sürükleyeceğini düşünüyordu. İşte bütün bu tenkitlerin, endişelerin üzerine geçen gün İSPARK yetkilileri aradı ve Bebeklilerin korktuğu betonlaşmanın olmayacağını ifade etti, kısacası şu yorumlamayı yaptı:
“Bizim projemizde sahilin doldurulması mevzubahis değil, aynı Tarabya ve İstinye’deki benzeri yüzer iskeleler Okumaya devam et İSPARK: Bebek’e beton yok sökülebilir iskele olacak

VAN GEVAŞLI ÖRÜMCEK ADAM

VAN GEVAŞLI ÖRÜMCEK ADAM

Ya merdivenden düşen ve korkuluklara takılıp serçe parmağı kopan Murat Yılmaz’ın başına gelenleri kaç yöneten dünya civarı akıcı anlatabilir ki… Kopan parmağı bulunamayan Yılmaz, taksiyle hastaneye kaldırılır. Geç iştirak eden sıhhat ekibi parmağı bulur, hastaneye ulaştırır ama bu defa Murat Beyefendi kayıptır. Şanssız adamın kaldırıldığı öbür hastaneye gerçek yola çıkan ambulansın yöntemde tekeri patlar. Kahraman ambulans sürücüsü “Durum acil!” diyerek patlak lastikle yola sürdürür. Fakat tüm uğraşlara nazaran parmak vaktiyle yetiştirilemediği amaçlı mahaline dikilemez! Murat Yılmaz’ın öyküsündeki hüznü ve komediyi kaç senaryocu bu civarı ustalıkla harmanlayabilir ki! Okumaya devam et VAN GEVAŞLI ÖRÜMCEK ADAM

TAVUS KUŞUNUN KUYRUĞU

TAVUS KUŞUNUN KUYRUĞU

New Mexico Üniversitesi’nden Geoffrey Miller da benim benzeri düşünmüş ve bu konuyla alakalı bir de kitap yazmış. Miller, erkeğin müziğe meydana gelen yeteneğinin bayanlar amaçlı aynı tavus kuşlarının o rengârenk göz müşteri kuyruğu benzeri bir birşey meydana geldiğini söylüyor. İşi taaa mağara duvarlarına fotoğraf yapan, müziğe aynı melodik sesler çıkaran erkeklerin bayanların gözünde ek olarak kışkırtıcı olması vaziyetine civarı götürüyor!
Central Lancashire Üniversitesi’nden John Manning ise müzik yeteneğinin erkeğin sıhhat ve doğurganlık dair bayanlar üzerindeki reklamı meydana geldiğini bunun amaçlı de bayanların sıkı müzisyenleri kışkırtıcı bulduğunu belirtip ekliyor: “İyi müzik yapan erkeğin spermi de bol olur!”
Manning ve ekibi, 7 bin caz, rock ve klasik albüm üstünde yaptıkları bir çalışmada adam müzisyenlerin sayısının bayanların 10 sert meydana geldiğini saptama etmiş. Klasik müzik orkestralarında da bu vaziyet değişik değil. Adam Okumaya devam et TAVUS KUŞUNUN KUYRUĞU

Ölürken en iyi bağıran adamın öyküsü


Ölürken en iyi bağıran adamın öyküsü

Bugün sizlere bir “Aaaaaarrrggghhhh!!” ya da Türkçesi ile söylersek “Ahhhhhhhh! Yandım anam!’ öyküsü anlatayım…
Tanımadınız değil mi? Tanımazsınız, esasen çevresindeki eş-dost, hısım-akrabadan yabancı birçok tanıyan da yoktur kendisini ya da anımsayan diyeyim…
Hollywood’un Hollywood meydana geldiği dönemlerde oyuncuydu.
(Benim tanıyormuş benzeri yazdığıma bakmayın ben de birden çok yıl önce The Times’ta okumuştum öyküsünü…)
Şarkıcılığı da vardı Wooley’nin şayet aklı fikri oyunculuktaydı. Fred Zinnemann’ın unutulmaz western’i ‘High Noon’da (Kahraman Şerif) Gary Cooper’a ecel terleri döktüren berbat adamlardan bir tanesini oynamıştı…
Ama onu bir efsane haline getiren, yeniden Gary Cooper’la 1951 senesinde oynadığı ‘Distant Drums’ isimli film! Yok yok, harika oyunculuğu değil onu efsaneler aşamasına yükselten; harika çığlığı! Okumaya devam et Ölürken en iyi bağıran adamın öyküsü

Tek kaşımı kendim yaptım

Tek kaşımı kendim yaptım

Hayatım süresince ben modayı birçok takip etmesem de trend peşimi hiç bırakmadı!
Dar paça pantolonlar da, bol paça pantolonlar da giydim… Oduncu gömleklerim de oluyor, sarı botlarım da… Ben giydiğim hiçbir şeyi kendime yakıştırmasam da daima kendime yakışanı giymeye çalıştım.
Kısacık saçlarımla denizlerde, upuzun kıvırcık saçlarımla şelalelerde yüzdüm.
1980’lerde lise günlerimde ayna karşısında bol jöleyle saçlarıma biçim vermeye çalıştığım günleri saymazsak öyle üstüyle başıyla, kaşıyla gözüyle bir sürü uğraşan bir erkek olmadım hiç…
Manikürü pedikürü geçtim, değil kaşlarımı aldırmak, gerçek dürüst bir cilt kremi kullanmışlığım dahi yoktur. Solaryumun yöntemini bilmem. Okumaya devam et Tek kaşımı kendim yaptım

Keşke Godzilla’yla güreş tutsaydım


Keşke Godzilla’yla güreş tutsaydım

BAZEN “Keşke Godzilla’nın saldırdığı bir ilde yaşasaydım” diyorum… Godzilla’nın yıktığı binaların aralarında oradan oraya koşan insanlara bakarak ne harika süre geçirirdim…”Delirdi bu adam” diyebilirsiniz ama inanın aklım hiç bu civarı başımda olmamıştı… Evet şüphesiz eminim, keşke İstanbul’a Godzilla saldırsa ya da yarın erken gözümüzü açtığımızda berbat kalpli uzaylıların Türkiye’yi istila etmek amaçlı dev gemileriyle tepemizde dolaştığını görsek! Eciş bücüş yaratıklar sokaklardan insan örnekleri toplaca falan… Bu Şekilde bir tablo karşısında benden mutlusu olmaz! Siz hemen “Yok kesin delirmiş bu” diye düşünüyorsunuzdur ama dedim ya zihnimin bu civarı açık olduğuna birçok rastlanmamıştır! Okumaya devam et Keşke Godzilla’yla güreş tutsaydım

Deniz Gezmiş, Kafka okumaz mıydı


Deniz Gezmiş, Kafka okumaz mıydı

Yönetmen Ali Özgentürk’ün, 12 Aralık 2004’te Vatan Gazetesi’nin ‘PazarVatan’ ekinde Arda Uskan’a söylediklerini okuduğumdan beri arada sırada aklıma takılan bir sual var: “Deniz Gezmiş, Kafka okumaz mıydı?”Özgentürk, Uskan’a Deniz Gezmiş’le meydana gelen arkadaşlığını ve bir hatırasını anlatıyor: “Bir ara benzer odayı paylaştık. Ama kocaman bir dostluğumuz olmadı De-niz’le, üstelik bir zaman kavga dahi ettik. Bir zaman Kartal’dan vapura bineceğiz. Tiyatrodan dostlar da var. Kafka’nın bir kitabını aldım. Vay sen misin meydan. Deniz bir sürü kızdı. Burjuva yazarları okunmazmış. Resmen kavga ettik. Bırak Kafka’yı Edip Cansever dahi okuyamazdınız…”
Dünya edebiyatında benim 3 vazgeçilmezim vardır: Arjantinli kocaman düşçü Jorge Luis Borges, Çek Franz Kafka ve Okumaya devam et Deniz Gezmiş, Kafka okumaz mıydı

JAMES BOND İSTANBUL’A AŞIK OLDU


JAMES BOND İSTANBUL’A AŞIK OLDU

Geçen hafta içerisinde Royal Albert Hall’da Kraliçe’nin öldürme yetkisi verdiği biricik ajanı 007 James Bond’un yepyeni serüveni Skyfall’un galasına giden Britanyalılar dev perdede dakikalarca İstanbul’u izlediler. İngiliz gazetelerinde gala haberini okurken “İstanbul deyince Hollywood’un aklına ne geliyor acaba?”diye düşünüyordum. Skyfall’un Oscar ödüllü yönetmeni Sam Mendes film için yapılan video blog’da ‘harika’, ‘harika’ sıfatlarıyla tarif ettiği İstanbul’u klişelere düşmeden anlatmaya çalıştıklarını söylüyor. Fakat Mendes’in, “Aşık oldum”dediği İstanbul denince aklına (aynı son birden çok senedir burada film çeken Hollywood yönetmenleri benzeri) Eminönü, Yepyeni Cami, Mısır Çarşısı ve Kapalıçarşı geliyor! Okumaya devam et JAMES BOND İSTANBUL’A AŞIK OLDU