HEYECAN VERİCİ BELGELER

HEYECAN VERİCİ BELGELER

Haberlerin basında çıkmasının sonrasında Snowden’in geliyor olacak kaygılarına da tanık oluyoruz. Bilhassa, AMERIKA BIRLEŞIK DEVLETLERI her yerde Snowden’i ararken avukatların onu otelden sunmaya geldiği kısım alıcı. Bütün bu sahnelerde Snowden’in hislerini, düşüncelerini, yüzündeki kaygıyı “aracısız”olarak görebilmek filme bir tür “tarihten işlek yayın”havası veriyor. Snowden ile Greenwald’un hiç konuşmadan kâğıt kalemle kontakt kurduğu kısım ise filmin mevzusunu hayret verici bir şekilde özetliyor. “Citizenfour” sunduğu belgeler tarafından merak veren bir Okumaya devam et HEYECAN VERİCİ BELGELER

SÜREKLI GENÇLİKTEN YORGUN

SÜREKLI GENÇLİKTEN YORGUN

J. Mills Goodloe ve Salvador Paskowitz’in yazdığı senaryo, 1908 doğum yapmış Adaline’ın hakikat kimliğiyle içinde bulunduğu, çocuk görünmenin keyfini çıkardığı önce yıllarla hiç ilgilenmiyor. Hikâyeyi ifade eden bir harici ses ve dünyanın uzaydan görünümü, başka bir deyişle “Tanrısal bakış açısı”ile son zamanlarda başlayan film Adaline’ı yepyeni düzmece kimliklerini teslim alırken tanıtıyor seyirciye. Adaline her 10 senede bir içinde bulunduğu yeri terk etmekten, kimlik değiştirmekten ve tanıdığı vatandaşları bırakıp gitmekten yorulmuş huzursuz bir karakterdir. Bir “numune” benzeri incelenmemek amaçlı tüm yaşamı kaçmakla geçmiştir. Bir sahnede asıl arzusunun âşık olmak ve âşık meydana geldiği şahısla beraber yaşlanmak meydana geldiğini anlarız. Herkesin yaşlandığı bir yeryüzünde çocuk kalmaktan bıkmıştır bundan sonra. Okumaya devam et SÜREKLI GENÇLİKTEN YORGUN

YETİŞKİNLERE YÖNELİK BİR MİZAH VAR

YETİŞKİNLERE YÖNELİK BİR MİZAH VAR

Amanda Seyfried’in canlandırdığı çaylak avukatın belki fenomen kültürle arası sıkı değil ama üstünlük taslamadan Ted ve John’la benzer dalga boyunda takılması, eğlenmesi kayda ölçüt bir puan. “Ayı Teddy 2″yi sevmek ve gülmek, belli bir zaman onlarla benzer dalga boyunu yakalamakla alakalı. Bizzat adıma halen büyümemiş Ted ve John’la hakikat yaşamda takılmak istemezdim belki ama her koşulda beni güldürüp eğlendireceklerini de biliyorum. Son olarak, şüphesiz bir genç filmi olmadığını belirteyim. Okumaya devam et YETİŞKİNLERE YÖNELİK BİR MİZAH VAR

ÖYKÜYÜ İSKELET OLARAK KULLANIYOR

ÖYKÜYÜ İSKELET OLARAK KULLANIYOR

Sherlock Holmes’u çabuk montaj, işlek kamera marifeti ve ‘video klip tadında aşama fbilimsel’ konseptiyle yepyeni nesillerin hizmetine sunan Guy Ritchie, ‘Kod Adı: U.N.C.L.E.’da da aynı bir taktik takip ediyor. Fakat, 60’ların ajan filmlerinin esasen biçimci özellikleriyle öne çıktığını düşündüğümüzde Ritchie’nin türe çeşitli bir gökyüzü getirdiğini ifade etmek kolay değil. Öykü ya da tema tarafından da yepyeni bir yorumdan laf edemeyiz. Amerikalı Napoleon Solo (Henry Cavill) ile Rus ajan Ilya Kuryakin (Armie Hammer), yanlarına bir bilim adamının kızını (Alicia Vikander) da alarak nükleer dinamit inşa etmeye personel bir İtalyan çiftin peşine düşüyor; dünyayı kurtarmaktan ziyade Ilgisiz Savaş’ın kuvvet balanslarını ayakta tutmaya çalışıyorlar. Senaryoyu Lionel Wigram ile yazan ve Okumaya devam et ÖYKÜYÜ İSKELET OLARAK KULLANIYOR

SOKAK LEZZETLERİNİ SEVEN ŞEF

SOKAK LEZZETLERİNİ SEVEN ŞEF

Yönetmen John Wells ve imaj yönetmeni Adriano Goldman bilhassa mutfak sahnelerinde bir sürü iyi iş çıkarıyorlar. Mutfaktaki gerilimi işlek kamera, yakın çekimler ve çabuk kurguyla anlatmayı başarmışlar. Enbaşta Bradley Cooper ve Sienna Miller olmak üzere tüm ekip iyi. Yeri gelmişken belirtelim: Seneler geçtikçe ve Daniel Brühl’ün oynadığı karakterleri seyrettikçe, ne civarı güzel bir aktör meydana geldiği gerçeği ek olarak iyi meydana çıkıyor. Tony rolündeki Brühl yeniden bir sürü çeşitli bir yorumla geliyor karşımıza. Okumaya devam et SOKAK LEZZETLERİNİ SEVEN ŞEF

Demokrasi özlemi ve Içsel kuvvet zorbalığı yener

Demokrasi özlemi ve Içsel kuvvet zorbalığı yener

Eski masallardaki merhametsiz ve zorba krallar, 20. yüzyılla beraber diktatörlere dönüşür. Star Wars’taki İmparator Palpatine önce bakışta 20. asır diktatörlerinin hiçbirine benzemez şayet hepsinden seyreder taşır. Ilgisiz Savaş senelerinde çekilen önce üçlemede imparatorluk fazladan Sovyetler Birliği’ni hatırlatır. Ilgisiz Savaş’ın sona erdiği dönemde çekilen 2. üçlemede ise demokrasi maçı zor basar, Palpatine Hitler’e yakınlaşır. Senatodan yetkileri devraldığı sahnedeki alkışlar tüyler ürperticidir. Okumaya devam et Demokrasi özlemi ve Içsel kuvvet zorbalığı yener

Zombiler İngiliz klasiğinde

Zombiler İngiliz klasiğinde

İngiliz yazar Jane Austen’ın klasik romanına zombiler dahil olmak üzere olursa neler olur? Burr Steers’in yönettiği “Aşk ve Gurur + Zombiler”(Pride and Prejudice and Zombies) bu fikirden yola çıkıyor ve işin içerisine Uzakdoğu kavga et filmlerini de dahil olmak üzere ediyor.
DAHA öncesinde hiç kimse Jane Austen’ın 1813 tarihindeki romanı “Gurur ve Önyargı”ya (Pride and Prejudice) zombileri karıştırmayı düşünmemişti. Esasen kim, ne türlü mantık edebilirdi ki? Austen’ın metni, dönemin yaşamsal şartlarına ve sınıfsal ilişkilerine aşk öyküsü üzerinden bakanımız bir İngiliz klasiğidir. Zombiler ise 20. asır endüstri toplumunun mahsulüdür ve çağdaş dönemin korkularını, endişelerini yansıtır. Bu iki başka dünyayı birleştirme düşüncesinin kaynağı ise bir yayınevinin siparişi üst kısmına Seth Grahame-Smith’in yazdığı “Pride and Prejudice and Zombies” (Gurur ve Önyargı ve Zombiler) isimli roman. Okumaya devam et Zombiler İngiliz klasiğinde

Arabistanlı Meydan Clay

Arabistanlı Meydan Clay

Krala hologram sunumu inşa etmek amaçlı Suudi Arabistan’a iştirak eden ve kültür şoku hayatını sürdüren AMERIKA BIRLEŞIK DEVLETLERI’li Meydan Clay’in hikâyesini ifade eden “Kral İçin Hologram”(A Hologram for the King) ince mizah zihniyeti, oyuncuları ve çabuk temposuyla seyre ölçüt bir film.
Kriz sebebiyle işini kaybetmiş Meydan Clay’in (Tom Hanks) reklam filmlerini andıran kâbusuyla başlar “Kral İçin Hologram”. Reklam ve pazarlama dilinin şıklığı, Meydan Clay’in zihnindeki delimsirek öfkeye karışır. Uçakta dua eden yüzlerce Suudi Arabistanlı erkeğin içinde uyanması da kâbusun bir devamıdır öyle ki. Sonraki birden çok Okumaya devam et Arabistanlı Meydan Clay

BEYAZ ERKEK KLİŞESİNE DEVAM

BEYAZ ERKEK KLİŞESİNE DEVAM

Bu arada film, Tarzan’ın bebekliğine civarı uzanarak önce Tarzan kitabının (Stilan of the Apes-1912) içeriğinden de yararlanıyor. Dişi bir goril aracılığıyla evlat alınan Tarzan’ın çocukluğu ve Janasıl önce karşılaşması, esasında tek başına film olacak kıvamda. Burada ise ana hikâyeye paralel geriye dönüşlerle anlatılıyor. Bu flashback sahnelerin öykünün geriye kalanından ek olarak enteresan olması filmin sorunlarından biri. Filmin bir öbür problemi ise beyaz adamın vahşetini göstermekten hiç geriye durmamasına nazaran kudretli beyaz erkek klişesinden vazgeçememiş olması. Neticede her birşey iyilerle kötülerin karşın karşıya kaldığı bir kahramanlık hikâyesine bağlanıyor. Dolayısı Ile, Tarzan efsanesine sunulan ilginç bir yorumdan laf edemeyiz. Ancak sebep prodüksiyon kalitesi gerekse anlatımıyla seyirciyi tatmin edecek bir film var ortada. Okumaya devam et BEYAZ ERKEK KLİŞESİNE DEVAM

Suspiria 1977 ve Possession 1981

Suspiria 1977 ve Possession 1981

Almanya’daki bir bale okuluna kaydını yaptıran Amerikalı öğrenim gören Suzy geldiği geceden bu yana garip olaylara tanık olabilir. bu sırada, ölümlerin ardı arkası kesilmez. Suzy araştırdıkça okulun geçmişindeki uğursuz vakaları keşfeder… Öyküsünden ziyade fotoğrafları, müziği ve atmosferiyle seyirciyi abluka eden film, vizyona girdiği senelerde bilhassa ses sistemi ve özel renklendirilmiş Techhicolor görüntüleriyle sinema salonlarında seyirciye korku dolu dakikalar yaşatmıştı. Okumaya devam et Suspiria 1977 ve Possession 1981