Kış ortasında iş olursa

Kış ortasında iş olursa

İstanbul Megakent Belediyesi, Taksim Semti ve etrafında taban yenileme çalışmaları inşa ediyor. Malumunuz öncesinde yayalaştırılan alanın zemini taşla kaplanmıştı. Hemen de benzer iş Talimhane’de yapılıyor. Tabiki yıllardır İstanbulluların şikâyetlerine konu meydana gelen kırık dökük taşların değiştirilmesi tabanın yenilenmesi harika de bu çalışmanın kış mevsiminde ortasına isabet gelmesi kocaman güçlük yaratıyor. Bakın resimlerde görüyorsunuz. Yağmur- kar derken kazılan yerler göle ve çamur deryasına dönmüş vaziyette. Hatta çalışmalar ansızın çok sokakta ansızın aynı ritimde devam ettiğinden hangi yola girseniz zorunlu olarak bu manzarayla karşın karşıya kalıyorsunuz. Elbette hal bu şekilde olduğundan bölgeden yüklü Okumaya devam et Kış ortasında iş olursa

ANİDEN YOLA FIRLIYORLAR

ANİDEN YOLA FIRLIYORLAR

Genellikle de trafiğin süratle aktığı bir puan… Hem Bir Fatih Padişah Mehmet Köprüsü’ne hem bir de Halkalı istikametine gerçek giden şoförler süratle ilerliyor… Ancak ansızın yöntemin ortada mahaline otomobiller dalıyor. Peş peşe… Kemerburgaz Caddesi yönününden çıkan şoförler, otoyola giriyor birdenbire. Gaza basmış boş yolda ilerleyen şoförler de karşılarında yola girmeye personel araçları görünce şaşırıp kalıyor. Hemen Ardından, acı fren sesleri… Bilhassa akşamları Okumaya devam et ANİDEN YOLA FIRLIYORLAR

Gişe başarısında pazarlamanın rolü

Gişe başarısında pazarlamanın rolü

TÜRKİYE, Avrupa’nın en fazla türk malı film seyredilen ülkelerinden biri.Gişede kocaman başarılara imzasını atan filmler, pekçok bireyin iştahını kabçoğalıyor. ‘Bunda ne var ki? Biz dahaiyisini yaparız’ diyorlar. Şayet gişede düş kırıklıkları üst üste geliyor…
Masa en başında hesap edilmeyen çok birşey var. Film ve salon sayısı çoğaldıkça dağıtma ve pazarlamanın kazandığı ehemmiyet artıyor; bunu anlayış edemeyenler de zor bedeller ödüyor.
Sözgelimi, düşük bütçeli, kapsamlı kitleye seslenmeyen, bazı kalifiye filmler alım satım merkezlerindeki sinema komplekslerinde harcanıp gidiyorlar. Beyoğlu’nda vizyona girmeyen bir art house filmi ne yapabilir ki? Okumaya devam et Gişe başarısında pazarlamanın rolü

KURALLARI YIKIP GEÇİYOR

KURALLARI YIKIP GEÇİYOR

Zengin Balsan’ın yakınında yaşarken de, hedefi modacı ya da müstakil bir kadın olmak değil. Hipodromda kız kardeşine söylediği benzeri asıl olarak burjuvazinin locasına çıkmak, onların yakınında koltuk almak talep ediyor. Zekasını ve yeteneklerini, başlangıçta daima bu ‘yer değiştirme’ amaçlı kullanıyor.
Balsan’ın dost etrafına kendini kabul ettirdiği sahnelere uyarı edin. Coco burjuvalara doğallığını, sadeliğini, başka bir deyişle gerçek kişiliğini sunuyor.Ne süre ki, bir sığıntı olmaktan kurtuluyor, kendine burjuva tanıdıklarından bir dost çevresi kuruyor ve Arthur ‘Boy’ Capel’le gerçek aşkı tadıyor, işte tam o noktada uygun fiyat özgürlük amaçlı çalışmaktan laf etmeye başlıyor.
Bütün burjuvaların kötülediği ve kadınlara yakıştıramadığı çalışmak, Coco amaçlı bir anda yaşamının yegane manası haline Okumaya devam et KURALLARI YIKIP GEÇİYOR

SEKS TURİZMİ İSTEMİYORLAR

SEKS TURİZMİ İSTEMİYORLAR

Ülkemiz’den bakıldığında Brezilya samba ve futbol ülkesi olarak görüldüğü benzeri bazıları amaçlı sabahtan akşama civarı caddelerinde seks turizmi yapılmış olan, brezilyalı kızların dolaştığı ülke olarak görülebilir. Fakat vaziyet hiç de öyle değil. Bilhassa, bir sonraki Hayat Kupası ve Olimpiyatlara ev sahipliğini yapmasına hüküm verilen Brezilya’da, seks turizmi merkezi meydana iştirak eden pekçok mekân kapatılmış ve dağıtılmış. Seks olgusu İstanbul’dan çok pek meydana gelmediği benzeri yeraltına da indiğinden yabancılar amaçlı emniyetli değil.Kadınları da öyle ince belli 90-60-90 değil, geneli 80-90-120 benzeri…
Dünyaca populer ve kilometrelerce uzunluktaki Copa Cabana plajları var şayet denize girmek farklı dert, çıkmak ise başka Okumaya devam et SEKS TURİZMİ İSTEMİYORLAR

Lars Von Trier’den bayan düşmanı bir film

Lars Von Trier’den bayan düşmanı bir film

BİR kış gecesi, yağan karı izlemek amaçlı rüzgârla açılan pencereye çıkan 2-3 yaşındaki adam çocuğu, düşerek can verir. Kadın ve baba durum anında sevişmektedir… Danimarkalı yöneten Lars Von Trier’in tartışmalar oluşturan ve son ülkemizde de vizyona giren “Deccal” (Antichrist) isimli filminin tüyler ürperten bu önce sahnesi, olayla tezat teşkil eden, “şiirsel”bir anlatımla çekilmiş: Handel’in harika müziği, kara beyaz görüntüler ve zor çekimin dinginliği…
Olay sonrası kadın (Charlotte Gainsbourg) bir sürü zor bir çöküntü yaşarken, mesleği psikoterapistlik meydana gelen baba (Willem Dafoe), ek olarak sakindir ve karısını psikiyatrist gözetiminden çıkartma dair ısrarcıdır. Ona yönelik bu şekilde bir durum ardından “Yas natürel ve gereklidir”, ilaçlar bırakılmalı ve her tür acıyla yüzleşilmelidir. Mesleğinin en Okumaya devam et Lars Von Trier’den bayan düşmanı bir film

DAVID BYRNE ŞARKILARI

DAVID BYRNE ŞARKILARI

Birçok sahnede iç mekânları pencerelerden yansıyan şehir görüntüleriyle beraber sıkması uyarı cazip. Sallantılı, kararmalı metro yolculukları ve berbat şoförlerin sürdüğü taksiler, filme gerçekçi bir gökyüzü veriyor. Orta Bankası benzeri loş mekânlarda, kaynağı belirsiz ışıklar kullanırken, Winnie ve Moore’un yaşadıkları ferah mekanlarda, aydınlığı ve natürel ışıkları seçim etmekte. Ses bandına David Byrne’ünküler enbaşta olmak üzere yerleştirdiği şarkılar ise filme iyimser bir dünya enerjisi getiriyor. Benim Düşünceme Göre yalnızca Michael Douglas’ın Gekko kompozisyonu ve Oliver Stone’un anlatımı amaçlı dahi görülebilir. Şayet Stone, keşke üşenmeyip senaryoya da bir el atsaymış. Okumaya devam et DAVID BYRNE ŞARKILARI

Seyretmekten bıkmayacağımız filmlerin yönetmeni

Seyretmekten bıkmayacağımız filmlerin yönetmeni

GÖRDÜĞÜM önce Blake Edwards filmi, 70’li senelerin en başında İzmir’in Hatay mahallenindeki yazlık Rengarenk Sineması’nda seyrettiğim “Tatlı Budala”dır; başka bir deyişle 1968 imalatı “The Party”… 7-8 yaşlarındaki bir çocukken seyrettiğim bu filme meydana gelen tutkum, bir eleştirmen olduktan ardından çoğalarak sürdü.
Peter Sellers’ın oynadığı Hint figüranın harika prodüksiyon bir Hollywood savaş filminin setine verdiği muazzam zararla başlayan film, benzer bireyin bir Hollywood patronunun harika çağdaş havuzlu villasında verdiği partiye hata sonucu çağrı Okumaya devam et Seyretmekten bıkmayacağımız filmlerin yönetmeni

Deniz’e nazır

Deniz’e nazır

Başrollerinde Engin Altan Düzyatan ve Duru Tüzünataç’ın oynadığı “Bir Avuç Deniz”, öyküsünün ve ana karakterlerinin ilginçliğine karşın senaryo ve rejisindeki sıkıntılar sebebiyle hedefini şaşırıyor.
İSTANBULLU burjuva ailelerin sıkı eğitimli çocukları aralarında geçtiğimiz “Bir Avuç Deniz”in enteresan bir ana fikre sahip meydana geldiği kesinlikle. Kartpostal tadındaki, bol manzaralı görüntüler beraberinde bizi son derece dekoratif, ferah mekânlarda dolaştıran yöneten Leyla Yılmaz, Fransız -İtalyan sineması tesiri altında, aşağı metinlere sahip bir burjuva melodramı amaçlıyor. Öyküsü de hedefine uygun: İyi eğitimli, oldukça başarılı bir genç meydana gelen Yiğit Akbay (Engin Altan Düzyatan) iki kadın ve bu bayanların yarattığı ikilemlerin aralarında kalıyor. Deniz (Duru Tüzünataç) ihtiras, serüven ve Okumaya devam et Deniz’e nazır

ROMALI BRİTANYA DEPLASMANINDA

ROMALI BRİTANYA DEPLASMANINDA

ROSEMARY Sutcliff in bir hikâyesinden uyarlanan “Kartal” (The Eağle), şan, haysiyet peşinde koşan erkekleri ifade eden, “Gladyatör”ü de anımsadan tarihi bir serüven filmi. MS 2. asırda Romalıların İngiltere’nin bir kısmına hükmettikleri bir dönemde geçiyor film. Romalı çocuk ordu Marcus Aquila (Channing Tatum), babasının onurunu temizlemek amaçlı, Roma hâkimiyetinin dışındaki riskli bölgelerde Yorucu bir yolculuğu göze alıyor.
Maksadı, kartal başlı bir Roma sancağını vahşi ve ilkel bir kabilenin elinden kurtarmak. Yakınında da yörenin yerlilerinden biri meydana gelen kölesi (Jamie Bell) var.
“Kartal”, istila edilen topraklardaki yerlilere tespit edecek bir saygıyla yaklaşsa da, soruna güçlülerin, ezenlerin Okumaya devam et ROMALI BRİTANYA DEPLASMANINDA