KISKANÇLIK CİNAYETİ VE KISKANÇLIĞA YENİLEN BOKSÖR

KISKANÇLIK CİNAYETİ VE KISKANÇLIĞA YENİLEN BOKSÖR

Karısının kendisini aldattığından kuşkulanan bir koca, özel dedektif meblağ ve sezgilerinin gerçek meydana geldiğini anlamakta gecikmez. Eşi, kendisini bir yazarla aldatmaktadır. Kalkıp yazarın evine gider. Uslu başlayan konuşma kıskançlık cinayetiyle sonuçlanır… Hikâyesinden bir sürü karakter tahlili ve karakterler arası gerilimle dikkat çeken film, profesyonel Fransız yöneten Chabrol’un başyapıtlarından biri.
Ringde boksörlerle, ring dışarısında kendisinin ruhuyla dövüşen Jake LaMotta’nın hakikat öyküsü… Kıskançlık gizlemeye çalıştığı özgüvensizliğinin bir yansıması ve en kocaman zaafı. Görür görmez vurulduğu 15 yaşlarındaki Vickie ile mafyadaki erkeklerle yakınlığını dahi bile beraber olması ve evlenmesinin sonrasında sıkıntılar Okumaya devam et KISKANÇLIK CİNAYETİ VE KISKANÇLIĞA YENİLEN BOKSÖR

Trende zombi var

Trende zombi var

Güney Kore filmi “Zombi Ekspresi” (Busanhaeng), şehirlerarası bir tren yolculuğu esnasında zombilere karşın uğraş verici kişilerin yaşamda kalma savaşını anlatıyor.
Bir zombi filmini seyrederken Amerikalı yöneten George A. Romero’yu akla getirmemek zor. Geçen günlerde yaşamını yitiren Romero, çağdaş zombi filmlerinin lideriydi. Zombiler sinemada 1930’lardan beri vardı ama vampirler civarı fenomen değildiler. Romero, ilkini 1968’de çektiği filmlerle çağdaş sinemadaki zombi imajına mühim katkılarda yer aldı. Zombi filmleri türüne siyasi bir yazı ve şiddetle mizahı birleştiren bir yakla şım getirdi. Romero sonrasında çeşit, “Shaun of the Dead” benzeri birden çok filmi dışarıda tutarsak özel efekt teknolojisinin sayesinde gittikçe daha kanlı ve katı duruma geldi. Okumaya devam et Trende zombi var

Genç Salinger’ın acıları

Genç Salinger’ın acıları

1951’DE yayımlanan ‘Çavdar Tarlasındaki Çocuklar’ Amerikan edebiyatının başyapıtlarındandır. Yazarı J.D. Salinger, şöhretinin zirvesindeyken yepyeni eserler yayımlamayı reddetmesi tanınır. Filme, az öykülerini yayımlatmayı talep eden bir gencin, bu tutkusunu kaybetmesinin hikâyesi olarak bakmak olası. Kaldı ki, Salinger mevzubahis olduğunda, asıl heyecan edilen bu isteksizliğin nedenidir. ‘Çavdar Tarlasındaki Asi’ önce romanın yayımlanmasından 7 sene öncesine gidiyor ve cevapları geçmişin içerisinde arıyor. Kenneth Slawenski’nin ‘J.D. Salinger: A Life’ isimli yaşam öyküsünden yöneten Danny Strong aracılığıyla sinemaya uyarlanan senaryo, yazarın eserleriyle hayatı arasındaki bağlar üst kısmına şekilleniyor. Film, bir yazarın ‘kendi sesi’ni bulması ve bir romanın meydana çıkma macerası üst kısmına heyeti. Her birşey annesinin (Hope Davis) yazar olması için verdiği cesaretle başlıyor. Okumaya devam et Genç Salinger’ın acıları

YİĞİDİN HAKKI YİĞİDE

YİĞİDİN HAKKI YİĞİDE

Şüphesiz, herkesin hem bir fikir meydana geldiği bir isme burada farklı bir parantez açmalıyız. Türk Futbol Tarihine Hayat 3.’lüğü başarısını yaşatan Trabzonspor’un efsane kalecisi Şenol Güneş. Şenol hoca hangi takımı çalıştırırsa çalıştırsın farkını ortaya koyuyor. Oynattığı olumlu futbol hem bir izleyenlerin beğenisini kazanıyor, hem bir de çocuk oyuncuların bizzat özgüvenlerini yükseltiyor. Uyarı edilecek olursa, Şenol Güneş’in Bursaspor takımındaki başarısı, oyuncularının da Ulusal Takıma katkılarını getiriyor. Fenerbahçe karşılaşmasındaki bilhassa önce yarıda oluşturulan futbola şapka çıkarmamak elde değil. Bu da, imkanlar verildiğinde neler yapılacağının en iyi örneğidir. Okumaya devam et YİĞİDİN HAKKI YİĞİDE

BÜYÜK YILDIZLAR GELDİ

BÜYÜK YILDIZLAR GELDİ

Her birşey bir sürü güzeldi. Yıldız oyuncular alınıyor, tek Ülkemiz değil Avrupa medyası Fenerbahçe’den laf ediyordu. Hayat genelinde futbolculara verilen milyon Dolar’lar amaçlı “helal olsun” deniliyordu. Onların Ülkemiz’ye gelmesi dahi kocaman olaydı… Gerçeği ifade etmek gerekirse doğruydu. Nani, Van Persie benzeri adlar futbol dünyasının yakından tanıdığı kocaman oyunculardı. Fenerbahçe forması giymeleri futbolumuza pozitif katkı yapacaktı…
Medyanın kocaman takviyesi, taraftarın inanmışlığı Fenerbahçe’yi uçuracaktı. Takım Forması satışları, kombineler tavan yapmıştı. Şike sürecinden ardından bu denli kocaman patlama enbaşta başkan Aziz Yıldırım olmak üzere herkesi sevinçli ediyordu…Her şeyin bir sonu vardı. Bu mutluluğun sonu da yaklaşmıştı. Mücadeleler başladığında, Okumaya devam et BÜYÜK YILDIZLAR GELDİ

Kirlenmeyen ne kaldı

Kirlenmeyen ne kaldı

SON senelerde, şike ve doping kavramları gündelik yaşamın dayanılmaz tartışması oldu.Ünlü Rus raket Sharapova’nın doping itirafı herkesi şaşırttı. Dünyanın en bir sürü galip gelen sporcularından biri meydana gelen Maria Sharapova’nın, ilacı 10 senedir kullandığını izahı bir yanlış mıydı? Bu maddenin yasaklar listesinde bulunduğunu bilmemek mümkün mı?Kortların üst seviye sporcularından biri meydana gelen Sharapova’nın antrenörü, doktoru ve menajeri yaşanılan rezaleti ne türlü açıklayacak? İnsanın aklına arzu eder istemez şu soru geliyor:
Milyon Dolarlar galip gelen sporcu temel denilebilecek bir yanlış yapabilir mi? Hatta 10 senelik bir aşama nihayetinde, hiç mi akıllarına gelmedi yasaklı maddeler listesine bakmak? Dalga mı geçiyorlar? Okumaya devam et Kirlenmeyen ne kaldı

KUVVET, ENERJİ, TEMPO, MÜCADELE

KUVVET, ENERJİ, TEMPO, MÜCADELE

Mücadele gücü; hırs, tempo ve teknik becerinin üstesinden geldi. Son Avrupa Şampiyonu İspanya’nın doygunluğu, takımın gençleşme gereksinimi kritik bir sorun olarak alana yansıdı. Türkiye’yi yendikleri yatıştırmaya dışarısında sergiledikleri futbolları bizzat kendilerini dahi sevinçli etmedi. Yavaş oynuyorlar. Bir Sürü pasla ortada meydanda zaman öldürdüler. Ofansif sorun yaşadıkları bir hakikat. Bir Sürü ciddi yıldız futbolcuları, ferdi yeteneklerini ortaya çıkaramayınca gol üretmek güçleşiyor.
Örneğin İtalya. Bir Sürü istekliydiler. Yepyeni bir format denediler. Rakibi üzerine çekip, dar meydanda Okumaya devam et KUVVET, ENERJİ, TEMPO, MÜCADELE

Beceriksizlik pahalıya patlıyordu

Beceriksizlik pahalıya patlıyordu

Karşılaşmanın kesinlikle favorisi Beşiktaş’tı. Adanaspor ligin dibine demir atmış, arınmak amaçlı gayret gösteriyor.. Ancak elindeki kadro ve oyun zihniyeti eksik. Rakibini huzursuz edecek, stress kuracak, katı uğraş edecek bir oyuncu kadrosuna sahip değiller. Epeyce narin bir stratejiyle oynuyorlar.
Böyle bir rakip karşısında Beşiktaş’ın işi bir sürü pratik benzeri gözüktü. İlk yarısı oyunun denetimi tamamıyla Siyah-Beyazlılar’daydı. Süre süre yaptıkları pas trafiği futbol yerine harika hareketler içerdi. Seyircinin beğeneceği türden örnekler gördük. Esasında önce yarıda kaçırılan pozisyonlar golle sonuçlanabilse fark bir sürü açılır ve yatıştırmaya önce 45 dakikada bitebilirdi. Siyah-Beyazlılar’ın sol bekinde oynayan Beck ile stoper Atınç bu denli zayıf kimi karşısında dahi zorlandılar. Okumaya devam et Beceriksizlik pahalıya patlıyordu

Spor kültürünü yerleştirmeliyiz

Spor kültürünü yerleştirmeliyiz

Bir zaman öncesinde M.Başakşehirli futbolcular topluca bir gazeteciyi dövmüşlerdi. “Vurmayan kalmasın”diye hep beraber saldırarak. Masör o kalabalıkta bir yumruk atamadığına hayıflanmıştı!
Sonra; futbolu yönettiğini sanan federasyonun görevli heyeti “öyle zor cezalar!”verdi ki, şaşırdık. “Ne sebep var. Esasen çocuklar barıştı”diyerek bütün basın feryat ettik! Hatta dayakçıbaşı futbolculardan biri, “Herkes bizim benzeri özür dilemez” gururu ile ekranlara poz verdi. Ek Olarak da ilginci, dayak yiyen muhabir elinde mikrofon soruyordu: “Yumruk attınız ama tekme olmasa sıkı olurdu!..”
Sonra da Aziz Yıldırım sahneye çıktı… Karşısında rakip takımın başkanı vardı. Elini havaya kaldırdı, çaktı tokatı!.. Mücadelenin başlamasına az bir zaman kala, onlarca seyircinin önünde…Ardından “Yine yaparım”diye konuştu. Okumaya devam et Spor kültürünü yerleştirmeliyiz

Otomotiv Jobs’tan neler öğrenebilir

Otomotiv Jobs’tan neler öğrenebilir

Dünyada birçok firmanın birçok yöneticisi yaşamını kaybetti. Şayet pek azı bu dünyaya Steve Jobs benzeri gözlerini yumdu. Geçtiğimiz hafta Jobs’la alakalı anında her birşey yazıldı. Üstelik Standford Üniversitesi’nde yaptığı bir konuşma yapıldığı dönemde de çok aksiseda uyandırmış meydana geldiği takdirde yine bütün paylaşım sitelerinde bulundu ve birçok bireyin birden çok saatliğine de olsa hayallerinin peşinden koşma hayaline kapılmasına ne amaçla oldu! Peki, Türkiye’nin bizzat markasını yaratma tartışmalarının yapıldığı bir dönemde yaşama veda eden Jobs’un hayallerinin peşinden koşma şekli, yarattığı marka ve geliştirdiği ürünler otomotive ışık tutabilir mi? Jobs’a ve yarattığı farka gelmeden öncesinde, yola çıkışının 125. yaşını kutlayan otomobili oluşturan vizyonerleri ve onların yarattığı farkı hatırlamakta kocaman fayda var. 19. asrın son senelerinde Amerikalılara ek olarak çabuk ve Okumaya devam et Otomotiv Jobs’tan neler öğrenebilir