İstiyorum, Zira Ölümlüyüm

İstiyorum, Zira Ölümlüyüm

Filozoflar, binlerce senedir “Var Oluş”konusunu tartıştıkları benzeri “Ölüm” konusunu da tartışmış ve birbirlerinden çeşitli binlerce çıkarım meydana koymuşlardır. Bir Takım filozoflar ölümü bir başlama, bir takım filozoflar da bir nihai olarak görmüş, bir takım filozoflar ise vefat konusunu polemiğin dahi manasız olacağı görüşünde birleşmişlerdir.
Ölümü bir başlama olarak gören düşünürler, ölümü bir değişiklik, göç etme, değişme, olarak tanımlamış; ölümü bir nihai olarak gören düşünürler ise bu görüşe bir reaksiyon göstererek “Bilinmezlik-Yokluk” ilkesini meydana atmışlardır. Pekçok felsefi akımda “ölüm ve Var Oluş”konusunu zıtlıkların doğurduğu bir bilinmezlik, nedensizlik olarak beraber hayatını sürdüren 2 kavram olarak görebilirsiniz. Örnekle Nihilizm (Hiççilik) ya da Determinizm (Belirlenicilik) benzeri akımlar, Teizm (Yaratıcı Tanrıcılık) benzeri akımlardan “Ölüm” dair epeyce çeşitli görüşler meydana koyar.
Sizlerle tüm bu tartışmalardan zihnimizi arındırıp, “ölüm” dair farkındalığımızı attıracak yepyeni duyuş ve algılayışları beraber üretmeyi önersem ne dersiniz?
“Ölüm” birçoğumuzun işitmek istemediği bir kelime ya da kavramdır.
Peki, “Ölüm” gereken midir?
Bütün kişilerin ölümsüz meydana geldiğini düşleyin…
Birbirimizi rastlamak amaçlı heyecanlanamazdık. Günün birinde ne de olsa karşılaşacağız diyerek o an ne istiyorsak yapardık. “İstemek”, gereksizleşirdi. Aşık olamazdık… Zira aşkı besleyen mağlubiyet korkumuz da olmazdı. Evlenemezdik. Zira sonsuz kere biri ile beraber olmak epeyce uzunca düşünülmesi gereken olan bir tutum olabilir, sonsuz vaktimiz meydana geldiği amaçlı bunu da yarınlara atardık.
Adalet kavramı çöker; her çeşitli negatif tutum, korkusuzca yapılırdı. Zira ölümsüzüz. Hayat boyu hapisler sonsuz işkencelere dönerdi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir