Bir Kennedy trajedisi daha

ABD’nin Chicago kentinde düzenlenen NATO zirvesinde, radarı Malatya Kürecik’te konuşlandırılan balistik füze savunma sisteminin ara yeteneğinin hayata geçirilmesi ilan edilirken, bu bağlamda ABD Başkanı Barack Obama’nın, Türkiye’deki radarın operasyonel kontrolünün NATO’ya devredilmesi talimatı verdiği bildirildi.

Beyaz Saray’dan gönderilen, ”Chicago Zirvesi – NATO Kabiliyetleri” başlıklı bilgi notunda, ”NATO’nun ilk komuta ve kontrol prosedürlerinin yürürlüğe girmesiyle ABD Başkanı, Savunma Bakanı’na, Türkiye’deki ABD radarının operasyonel kontrolünün NATO’ya devredilmesi talimatını verdi” ifadesi kullanıldı.

Notta, radardan edinilen bilginin, NATO komuta ve kontrol sistemiyle birleşmek suretiyle NATO füze savunma komutanlarına kapsamlı ve gerçek zamanlı operasyonel görünüm sağladığı ve onlara, mevcut füze savunma unsurlarını etkin şekilde kullanmalarına imkan tanıdığı belirtildi.

Chicago zirvesinde NATO’nun, balistik füze savunma sisteminin ara yeteneğinin hayata geçirilmesini ilan ederek, bir önceki Lizbon zirvesinde ortaya konan taahhüdü hayata geçirme yolunda önemli bir adım attığı kaydedildi.

ABD Başkanı Obama, Eylül 2009’da, Avrupa Aşamalı Uyarlanabilir Yaklaşım adı verilen füze savunma sisteminin NATO şemsiyesi altında hayata geçirilmesini kararlaştırmış, NATO, Kasım 2010’da Lizbon’daki zirvesinde, Avrupa’yı balistik füze saldırılarından koruma amaçlı füze savunma kabiliyetine onay veren tarihi bir karar almıştı.

Erken uyarı radarının Kürecik’te konuşlandırılmasıyla ilk aşaması tamamlanan sistemin, 2018 yılında dört aşamanın tamamlanmasıyla tam kapasiteyle faaliyete geçmesi öngörülüyor.

Beyaz Saray’ın bilgi notunda, Chicago’da balistik füze savunma sisteminin ara yeteneğinin hayata geçirilmesi ilanının, ilk aşamasında sınırlı olsa da NATO’nun, balistik füze saldırılarına karşı gerçek koruma sağlayabilen bir kabiliyet başlattığı anlamına geldiği ifade edildi.

Buna göre, balistik füze savunmasının komuta ve kontrol prosedürleri üzerinde mutabık kalan NATO, NATO Avrupa Müttefik Kuvvetler Komutanlığı’nı (SACEUR) da bu misyonun komutanı olarak belirledi.

Müttefik ülkeler, NATO füze savunmasını desteklemek için gereken komuta, kontrol ve iletişim altyapısına 1 milyar dolardan fazla yatırım yapma taahhüdünde bulundu.

RASMUSSEN’İN AÇIKLAMASI

NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen de NATO zirvesinin ilk oturumunun ardından düzenlediği basın toplantısında, balistik füze savunma sisteminin ara yeteneğinin hayata geçirilmesi ilanını, ”gerçek bir transatlantik takım çalışması” olarak nitelendirdi.

Rasmussen, ”Bunu ara yetenek olarak adlandırıyoruz. Tüm NATO Avrupa nüfuslarını, topraklarını ve güçlerini tam koruma altına almaya dönük uzun vadeli hedefimize uzanan ilk adım… Sistemimiz farklı müttefiklerdeki füze savunma unsurlarını – uydular, gemiler, radarlar ve enterseptörler – NATO komuta ve kontrolü altında birbirine bağlayacak. Bizim, Avro-Atlantik bölgesinin dışından gelen tehditlere karşı kendimizi korumamızı sağlayacak” diye konuştu.

Tacizci doktor skandalı

İtalya bu rezaleti konuşuyor. Tacizci doktor gizli kameraya alındı. Habercilerin suçüstü yakaladığı doktor ortalığı birbirine kattı

İtalya’da skandalları ortaya çıkarmakla ünlü bir programda çalışan haberciler, yerleştirdikleri gizli kamerayla, hastalarına cinsel tacizde bulunduğunu görüntüledikleri doktordan esaslı bir dayak yedi.

Mediaset 5 kanalında yayınlanan Striscia la Notizia adlı programda çalışan Jimmy Ghione ve kameramanı, Roma’daki muayenehanesine gelen kadınlara cinsel tacizde bulunan doktorun hışmına uğradı.

HER YERİNİ ELLEDİ, ÖPTÜ

Haberciler, bazı kadınların programı arayarak ihbar etmesi üzerine, muayenehaneye gizli kamera yerleştirdi ve kendi çalışanlarından bir kadını da doktorun yanına gönderdi.

Doktor, yapılan ihbarları yalan çıkarmadı ve bu kadının da cinsel organını, göğüslerini elledi ve dudaklarından defalarca öptü. Kadının engellemesi üzerine doktor geri çekildi.

“ÇOK DERİN MUAYENE” TARZI

Kıyamet, habercilerin daha sonra odaya girmesinden sonra yaşandı. Ghione mikrofon tuttuğu ve ısrarla, “Çok derin bir muayene tarzınız var. Neden kadınları mıncıklıyor sunuz” diye sorduğu doktor çılgına dönerek, habercileri odadan kovdu ve kapıyı kapattı.

KABLOYLA DAKİKALARCA DÖVDÜ

Ancak habercilerin tatmin edici bir cevap almak için ısrar etmesi üzerine doktor, şiddete başvurdu. Hem kameramana hem de gazeteciye yumruk ve tekmeler savurdu.

Hıncını alamayan doktor, dışarıya kadar kovaladığı habercileri, eline geçirdiği bir kabloyla da dakikalarca dövdü.

Doktor hakkında cinsel taciz suçlamasıyla soruşturma başlatılırken, haberciler de doktordan şikayetçi oldu. Kanlar içinde kalan kameraman ve gazeteci, olay yerine gelen bir ambulansla hastaneye götürüldü.

Lisansı iptal edildi

İngiltere Düşesi Kate, Jennifer Lopez gibi birçok ünlüyü zayıflatan ve Türkiye’de de en çok takip edilen diyetisyen olan Fransız doktor Pierre Dukan’ın doktorluk lisansı iptal edildi

“Sağlıklı kiloya inen çocuklara okulda daha yüksek not verilsin” sözleri sonrası Fransız Hekimler Birliği mesleki ilkeyi ihlal ettiği gerekçesiyle Dukan hakkında şikayette bulunmuştu.

Altı ay içinde duruşmaya çıkması beklenen Dukan, mahkemenin beslenme sektöründeki parlak imajına zarar vereceği düşüncesiyle geri adım attı ve 2008’den beri doktorluk yapmadığını söyledi.

Savunma yapmayacağını söyleyerek doktorluk lisansının elinden alınmasını kabul ettiğini iletmesi üzerine ünlü diyetisyenin Fransa’da doktorluk yapmaktan men edildiği açıklandı.

Dukan, liseden mezun olmadan önce yapılan sınavlara obezite karşıtı bir seçeneğin eklenmesini ve kabul edilebilir vücut kitle endeksine sahip öğrencilere fazladan not verilmesini önermişti. Hekimler Birliği uygulamaya karşı çıkmıştı.

Türk diplomat manşetlerde

Namibya’da görevli Türk diplomat, “Hilton Oteli’nde kat görevlisine tecavüz etti” diye manşetlere çıktı.

Eski IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn’ın geçen yıl New York’ta kaldığı otelde kadın kat görevlisine tecavüz ettiği iddiasıyla patlak veren skandalın bir benzeri Türk Dışişleri’ni vurdu. Türkiye’nin Namibya’da görevli üst düzey diplomatlarından M.E.’nin, kaldığı oteldeki kadın temizlik görevlilerinden birine tecavüz ettiği öne sürüldü

GÜNEYBATI Afrika ülkesi Namibya’da görev yapan Türk diplomat M.E.’ye, IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn gibi “otelde tecavüz” suçlaması geldi. E.’nin Türkiye’nin yeni kurulan Namibya Büyükelçiliği’nin geçici adres olarak kullandığı Windhoek Hilton Oteli’nde, odasına gelen genç temizlik görevlisi kadına tecavüz ettiği ve çıplak fotoğraflarını çektiği öne sürüldü.

SAAT 21.00, ODA 714
Namibya basınına da yansıyan iddialara göre, olay 13 Mayıs günü gerçekleşti. Otelde oda servisi bölümünde çalışan yirmili yaşlarda bir temizlik görevlisi, akşam saat 21.00’de Türkiye’nin üst düzey diplomatlardan M.E.’nin 714 numaralı odasına gitti. Temizlik görevlisi, “sabah temizlik sırasında odada unuttuğu malzemelerini geri almak için odaya gittiğinde, E.’nin odada kendisiyle zorla cinsel ilişkiye girdiğini” iddia etti. Görevli ayrıca E.’nin kendisinin rızası dışında çıplak fotoğraflarını çektiğini de belirtti. Olayı otel yönetimine anlatan temizlik görevlisi, daha sonra doktor kontrolüne götürüldü.

‘PARA İSTEDİ’
Olayın ortaya çıkmasının ardından, otel yönetimi pazartesi günü bir toplantı yaptı. Toplantıda M. E., temizlik görevlisinin kendini sunduğunu ve cinsel ilişkinin kadının rızasıyla olduğunu söyledi. E., ilişki sonrasında kadının para istediğini, bunu reddedince de “tecavüz” suçlamasında bulunduğunu belirtti. Otel yönetimi ise oteldeki bazı görevlilerin M. E. ile temizlik görevlisi arasında bir süredir bir ilişki yaşandığını bildiklerini ifade etti. Bunun üzerine M.E., tecavüz iddialarını yeniden reddederek, bir süredir cinsel birliktelik yaşadıklarını, hatta ilişki sırasında prezervatif kullandığını da aktardı. Temizlik görevlisi ise E.’nin çıplak fotoğraflarını otel yönetimine göstermesi sonucu işten atılma korkusu ile olayı sakladığını iddia etti. Tecavüz iddiasında bulunan temizlik görevlisi kadının otelde çalışmaya devam ettiği öğrenildi. Türk diplomatla ilgili olarak dava açılıp açılmayacağı ise önümüzdeki günlerde belli olacak.

OTELDEN AYRILDILAR
Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesinde Türkiye’nin Windhoek Büyükelçiliği geçici adresi olarak Hilton Oteli’nin bilgileri yer alıyor. HABERTÜRK, Dışişleri’nin sitesinde yayınlanan telefon numarasını aradığında otelin resepsiyon görevlileri açtı. Otel yetkilileri, böyle bir olayın yaşandığını yalanlamadı. Otel görevlileri, “Türk görevliler otelden ayrıldılar” dedi. Dışişleri Bakanlığı ise konuyla ilgili bir bilgileri olmadığını açıkladı.

KAHN KOLTUĞUNU KAYBETMİŞTİ
ULUSLARARASI Para Fonu’nun IMF eski başkanı Dominique StraussKahn’ın adı geçen yıl seks skandalına karışmıştı. Kahn, New York’taki Sofitel Otel’de Gineli Nafisatu Diallo adlı bir kat görevlisine tecavüz etmekle suçlanmıştı. Fuhuşa iştirak ve görevi suiistimal suçuyla gözaltına alınan Kahn hakkında açılan dava delil yetersizliği gerekçesiyle düşmüştü. Fransa Cumhurbaşkanı adaylığı için adı geçen Dominique Strauss-Kahn olay ortaya çıkınca IMF Başkanlığı’ndan istifa etmek zorunda kalmıştı.

1 ölü, 3 kayıp var!

Yunanistan açıklarından bir Türk gemisinin alabora olduğu, 1 Türk’ün hayatını kaybettiği belirtiliyor.

10 mürettebatlı bir Türk kargo gemisi, batı Yunan adalarından Zakintos’un açıklarında alabora oldu. Yunan yetkililerin bir cansız beden bulduğu olayın ardından 6 denizcinin kurtarıldığı halen 3 kişinin aranmasına devam edildiği belirtiliyor.

Gemideki tüm mürettebatın Türk olduğu gelen bilgiler arasında.
Yunan Sahil Güvenliği, yaptığı yazılı açıklamada yarı batan Erol Senkaya isimli gemide bir Türk vatandaşının cansız bedenine ulaşıldığını bildirdi.

Öte yandan Yunan internet siteleri bir sahil güvenlik görevlisinin “Nispeten iyi hava şartlarında Kyllini’deki Peloponnese limanından yükleme yaptıktan sonra cumartesi günü kaybolduğunu. Bugün ise Yunan Sahil Güvenliği’nce yarı batmış bir halde bulunduğunu” açıkladı.

Geminin alabora olmasına neyin sebep olduğu ise henüz bilinmiyor. Geminin Zakintos’tan Türkiye’ye doğru seyahat etmekte olduğu ve prina yağı (zeytinden zeytinyağı elde edilmesinden sonra geriye kalan küspe içerisindeki yağın iki farklı prosesi sonucunda elde edilen bir yağ türü) taşıdığı belirtiliyor.

3 kayıp Türk denizcinin ise 5 ayrı Yunan Sahil Güvenlik gemisi, Yunan Hava Kuvvetleri’ne bağlı bir uçak, ve bir helikopter tarafından aranmaya devam edildiği de gelen bilgiler arasında.

Koyun diye insan eti sattılar

Kuzey Kore’den kaçmayı başararak Güney Kore’ye sığınan 230 kişi, insan eti yedikleri veya satmakla suçlanan insanların idamlarına tanık olduklarını anlattı.
İdam edilenler arasında öldürdükleri kişilerin etlerini marketlere koyun eti olarak satanlar da var. Kore Ulusal Birlik Enstitüsü’ne açıklamada bulunan sığınmacılar, Kuzey Kore’nin yamyamlarla olan ilginç geçmişini tekrar gündeme getirdi. Dünyanın en izole ülkesinde yamyamlık vakaları, ilk olarak 1990’lı yıllarda, 2 milyon insanın ölümüne neden olan kıtlık dönemlerine ortaya çıkmıştı. Güney Kore’nin Yonhap haber ajansı, yamyamlığın bugün de devam ettiğini öne sürdü.

Güney Kore’ye kaçan sığınmacılardan biri, en son olarak Musan kentinde bir kişinin yamyamlık suçlamasıyla idam edildiğine tanık olduğunu, bundan önce ise 2006 yılında bir baba ile oğlunun insan eti yerken yakalandıkları için Doksong kentinde kurşuna dizildiklerini anlattı.

Sığınmacılara göre bir diğer vaka Aralık 2009’da Hyesam kentinde yaşandı. Bir kız çocuğunu öldürüp onu yemekle suçlanan bir kişi idam edildi. İdam edilen adamın ifadesinde, aşırı enflasyon ve kıtlık nedeniyle kızı öldürdüğünü söylediği belirtildi.

Güney Kore’de gelecek hafta yayımlanacak olan yamyamlık raporuna, Caleb Misyonu adındaki misyoner grubun Kuzey Kore’den kaçırdığı belgeler de yer alıyor. Kuzey Kore polisine ait belgelerde, yamyamlık suçlamasıyla öldürülen çok sayıda kişi hakkında detaylı bilgi bulunuyor.

ORTAÇAĞ VAHŞETİ
Belgelerdeki bilgilere göre, idam edilen kişilerden biri, açlıktan ölme noktasına gelince baltayla iş arkadaşını öldürdü. İş arkadaşının bir kısmını yiyen Kuzey Koreli, geri kalanını yerel marketlere koyun eti olarak sattı.

Pyongyang hükümeti, uluslararası örgütler tarafından, kıtlık sorununu kendi halkına karşı bir silah olarak kullanmak ve bu sorun yaşanırken yasa dışı gıda ticaretine göz yummakla defalarca suçlanmıştı. Kuzey Kore ayrıca, uluslararası gıda yardımlarını en çok ihtiyacı olan kesime dağıtmamakla eleştirilmişti.

Kuzey Kore İçin Demokrasi Ağı ve İnsan Hakları İzleme Örgütü tarafından geçtiğimiz yıl 500 sığınmacının katılımıyla yapılan ankette, sığınmacılardan 391’i hiçbir zaman gıda yardımı almadığını belirtti. Sığınmacılardan 109’u gıda aldığını belirtirken, 29’u aldıkları gıdaları Kuzey Koreli yetkililere teslim etmeye zorlandıklarını söyledi.

Yüzyılın depremi

İTALYA’nın kuzeyinde Türkiye saatiyle 04.04’de gerçekleşen depremde altı kişi hayatını kaybetti, 50’nin üzerinde de yaralı olduğu açıklandı.

Merkez üssünün Emilia-Romagna bölgesinde yeralan San Felice sul Panaro beldesi olduğu tespit edilen depremin derinliği ise 10.1 km olarak bildirildi. Yaklaşık 20 saniye süren deprem sırasında sarsıntıların yatay olduğu açıklandı.

VARDİYA ÖLÜM OLDU

Depremin ardından bölgeye giderek arama ve kurtarma çalışmalarına başlayan Sivil Savunma ekiplerinin ilk belirmelerine göre dört kişi hayatını kaybetti. Hayatını kaybedenlerden birinin Bondeno beldesinde vardiya usulü polistren üreten bir firmada çalışan Fas asıllı 29 yaşındaki Tarık Naouch olduğu ve üzerine kolon düşmesi sonucu hayatını kaybettiği belirtildi. Ölenlerin ikisi Sant’Agostino’daki bir seramik fabrikasında yine vardiya usulü çalışan işçiler Nicola Cavicchi ve Leonardo Ansaloni olduğu tespit edildi. Dördüncü kişininin aynı beldede yaşayan 100 yaşındaki bir kadın olduğu ve korkudan kalp krizi geçirerek hayatını kaybettiği açıklandı. Bu arada daha önce kayıp olarak bildişrilen bir işçinin de cansız bedenine ulaşıldığı açıklandı. Bologna yakınındaki Sant’Alberto di San Pietro in Casale beldesinden de 37 yaşındaki Alman asıllı bir kadının öldüğü açıklandı. Böylece ölü sayısı 6, yaralı sayısı ise 50’nin üzerinde olarak açıklandı.

MUCİZE KURTULUŞ

Finale Emilia beldesinde beş yaşındaki bir kız çocuğu iki saat sonra göçük altından sağ salim kurtarıldı.Yaşadığı ev, üzerine hemen yanındaki kulenin devrilmesi üzerine yerle bir olan küçük kız, sivil savunma ekiplerinin iki saat süren yoğun çalışması sonunda göçük altından çıkarıldı. Hastanede tedavi altıuna alınan küçük çocuğun sağlık durumunun iyi olduğu açıklandı.

Sismologlar tarafından yapılan açıklamalarda, 5.9 şiddetinde gerçekleşen deprem, bölgede son yüzyılda gerçekleşen en büyük deprem olarak tanımlandı. Depremin maddi hasarı büyük oldu. Sarsıntının etkisinin hissedildiği yerlerde başta kiliseler ve tarihi binalar olmak üzere binalar yerle bir oldu. Bölge sakinlerinden evlerine girmemeleri istendi. Çadırkent oluşturulması için çalışmalara başlandı.

TÜRK KIZILAYI’NDAN YARDIM MESAJI

İtalya’nın kuzeyinde 5.9 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Depremde ilk belirlemelere göre 3 kişi hayatını kaybetti. Türk Kızılayı da depremi yaşayan İtalya’ya “yardıma hazırız” mesajı yolladı.

5.9 büyüklüğündeki deprem, Türkiye saati ile 05.04’te Modena kenti yakınlarında yaşandı. Modena’nın yanı sıra Bologna, Ferrara, Rovigo, Verona ve Mantua kentlerinde de hissedildi. Yerin 10 kilometre derinliğinde gerçekleşen deprem sonucunda bölgedeki kasabalarda yer alan bazı fabrikalar ile tarihi köprü ve kemerlerde çökmeler yaşandı. Bir kişinin, gece mesai yaptığı sırada yıkılan fabrikada öldüğü, iki kişinin ise bir binanın çökmesi sonucunda hayatını kaybettiği belirtildi. Arama kurtarma ekiplerinin, yıkılan binalardaki canlı arama çalışmaları ise sürüyor.

Gelişmeler üzerine İtalya Kızılhaçı ile iletişime geçen Türk Kızılayı Afet Operasyon Merkezi, Türk Kızılayı olarak her tür yardıma hazır olduklarını bildirdi. İtalya Kızılhaçı yetkilileri ise yardım teklifine müteşekkir olduklarını ancak İtalya olarak uluslararası yardım talebinde bulunmadıklarını ifade ettiler. Türk Kızılayı Genel Başkanı Ahmet Lütfi Akar ise İtalya’da yaşanan deprem sonrası hayatını kaybedenler için taziye mektubu yolladı. Gelişmeler Türk Kızılayı Afet Operasyon Merkezi tarafından yakından takip ediliyor.

Kıbrıs’a ‘küçük İsrail’

İsrail’in, Kıbrıs Rum kesimi ile İsrail arasında döşenecek petrol boru hattı ile Rum tarafına inşa edilecek doğalgaz terminalinin güvenliğini sağlamak amacıyla Rum tarafına 20 bin komando yerleştirmek istediği öğrenildi.

Kıbrıs Rum kesimine 16 Şubat 2012’de günübirlik ziyarette bulunan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyas arasında geçen bazı konuşmalara ve içeriği açıklanmayan savunma işbirliği anlaşmasının bazı detaylarına ulaşıldı.

Rum hükümetine yakın kaynaklardan alınan bilgiye göre Hristofyas, Netanyahu ile görüşmesinde, İsrailli iş adamlarının KKTC’ye yatırımlarını gündeme getirdi.

Rum lider, Netanyahu’dan İsrailli iş adamlarının KKTC’de yatırım yapmamamasını istedi.

Bu isteğe karşılık hava ve deniz üssü talebini dile getiren Netanyahu’nun, “Hava ve deniz üssü verin, İsrail askeri üsse yerleşsin, İsrail meclisinden, yatırımı yasaklayan bir kararı anında çıkartırım” ifadesini kullandığı öğrenildi.

Görüşmelerin sonunda arama kurtarma işbirliği anlaşması imzalandı. Görüşmede, Mart sonunda imzalanan savunma işbirliği anlaşmasının detayları da belirlendi, ancak içeriği kamuoyuna net bir şekilde açıklanmadı.

“SANTRALİ YAPARIM AMA”

Netanyahu’nun görüşmede Rum tarafından daha birçok talepte bulunduğu da öğrenildi.

İsrail ile Rum kesimi arasında petrol boru hattı döşenmesi, böylece İsrail’in Doğu Akdeniz’de bulduğu doğalgazı Rum kesimi üzerinden Avrupa’ya pazarlaması da iki tarafın planları arasında. Hem bunun için, hem de Rum yönetimin tek yanlı Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ilan ettiği sözde 12. parselde bulduğu doğalgazın karaya taşınması için Limasol’a bağlı Vasiliko’da doğalgaz terminali yapılması gündemde.

Ekonomik açıdan zor günler geçiren Rum yönetiminin, maliyeti yaklaşık 10 milyar dolar olarak hesaplanan santrali yapması yakın zamanda mümkün gözükmüyor.

İsrail’in, tüm maliyeti üstelenerek santrali yapmak istediği, bunun içinse, yaklaşık 10 bin olarak öngörülen tüm personelin İsrailli olmasını şart koştuğu belirtildi.

LİMASOL’DA ‘KÜÇÜK İSRAİL’ KURULACAK

Tarafların şartlarda kesin anlaşması halinde, santral inşaatında çalışacak yaklaşık 10 bin İsrailli’nin ailesini de Rum tarafına getirdiğinden az 30 bin İsrailli Limasol’a yerleşecek.

Bu İsrailliler için güvenlik konusu ortaya çıkıyor.

Savunma işbirliği anlaşması uyarınca, İsrail, hem işçi ve aileleri için hem de santral ve boru hatları ile “münhasır ekonomik bölgelerin” güvenliği için Rum tarafına 20 bin komando yerleştirmek istiyor. Böylece Limasol’a 50 bini aşkın İsrailli’nin yaşayacağı “küçük bir İsrail” kurulacak.

Bilgi veren Rum kaynak, ”İsrail’e parmağınızı verirseniz kolunuzu kaptırırsınız. İsrail buraya çıkmak için gelmiyor; yerleşmek, çıkmamak üzere geliyor” ifadesini kullandı.

Kıbrıs Rum kesimini ziyaret eden ilk İsrail Başbakanı olan Binyamin Netanyahu, Güney Kıbrıs’a Baf havaalanından giriş yapmıştı.

Netanyahu, Rum kesimine gelişinde, Rum Milli Muhafız Ordusu’na ait Baf askeri havaalanına inme isteğini iletmiş, bu istek kısa süreli bir krize neden olmuş, Hristofyas, 15 Şubat’ta gün boyu süren Ulusal Konsey toplantısını yarıda keserek konuyla ilgilenmiş ve askeri üsle aynı pisti paylaşan Baf havaalanı önererek sorunu tatlıya bağlamıştı. Netanyahu’nun bu talebi, İsrail’in, Baf’daki “Andreas Papandreu Hava Üssü”nü askeri uçakları için kullanma arzusuna bağlanmıştı.

Mavi Marmara baskının ardından, İsrail ve Kıbrıs Rum yönetimi ilişkilerinde gözle görülür ilerleme yaşanıyor.

Rum basını, Netanyahu’nun 16 Şubat’taki ziyareti öncesi, bazı İsrail taleplerini şöyle aktarmıştı: ”Kendi doğalgazlarını Güney Kıbrıs’a boru hattı ile ulaştırmak, Güney Kıbrıs’ta inşa edilecek doğalgaz terminaline iştirak etmek, boru hatları ve tesislerin güvenliğini sağlamak, bölgede arama ve kurtarma konusunda sorumluluk almak, Hava Kuvvetleri’nin Andreas Papandreu Hava Üssü’nü kullanması.”

Yemen’de kanlı pazartesi

Yemen’in başkenti Sana’da bugün askerlere karşı düzenlenen intihar saldırısında en az 90 asker öldü. Saldırıda savunma bakanı ve genelkurmay başkanı yara almadan kurtuldu. İntihar saldırısını El Kaide üstlendi. Kuzey ve Güney Yemen’in birleşmesinin yarın kutlanacak 22. yıldönümü için geçit töreni yapan askerler, bir intihar bombacısının saldırısına uğradı. Yemen’in başkenti Sana’daki saldırının sorumluluğunu terör örgütü El Kaide üstlendi.

Askeri kaynaklar, askeri üniforma giymiş bir intihar bombacısının üzerindeki bombayı patlatması sonucu en az 90 askerin öldüğünu belirtti. Saldırıda 200’den fazla kişi de yaralandı.

Yemenli yetkililer, ölü sayısının artmasından endişe ediyor. Saldırı esnasında Yemen savunma bakanı ve genelkurmay başkanının da olay yerinde olduğu ancak yara almadığı açıklandı.

İKİ CANLI BOMBA DAHA VARDI
Sebin meydanında yaşanan intihar saldırısının ardından 2 canlı bombanın daha fark edilerek etkisiz hale getirildiği açıklandı.

Patlama sırasında olay yerinde olan askerlerden bazıları, patlamanın, eski devlet başkanı Ali Abdullah Salih’in posterlerinin kutlamalar sırasında asılıp asılmamasına yönelik tartışmaların yaşandığı sırada meydana geldiğini söyledi.

YEMEN’DE EL KAİDE ÇOK ETKİLİ
Yemen son yıllarda El Kaide’nin önemli üslerinden biri haline geldi. ABD, insansız uçaklar vasıtasıyla Yemen’de El Kaide militanlarına karşı saldırılar düzenliyor.

Yemen’de Arap Baharı’yla birlikte protesto gösterileri başlamış, kanlı bir çatışma sonrasında Devlet Başkanı Ali Abdullah Salih, koltuğunu yardımcısı Abdurabbu Mansur Hadi’ye bırakmıştı.
 

Alkış yerine sıralara vurdular

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Pakistan Ulusal Meclis’inde bir konuşma yaptı. Başbakan Erdoğan’ın konuşması Pakistanlı parlamenter tarafından ilgiyle takip edildi. Pakistanlı milletvekilleri, ülkeye özgü olan sıra kapaklarına vurma yöntemiyle Erdoğan’ın sözlerine destek verdi.

Başbakan Tayyip Erdoğan resmi temaslar için gittiği Pakistan’da parlamento kürsüsüne çıktı. Erdoğan’ın konuşması sık sık milletvekillerinin sıralara vurması nedeniyle bölündü. Pakistan’da takdiri ifade etmek için alkışlamak yerine genellikle sıralara vuruluyor. Pakistan Parlamentosu ve Senatosu’nun ortak oturumu, iki ülke milli marşlarının çalınması ile başladı. Daha sonra Kur’an-ı Kerim okundu. Pakistan Milli Meclisi Başkanı Fehmida Mirza’nın sunuş konuşmasının ardından kürsüye gelen Erdoğan, Pakistan siyasetine demokrasi mesajları verdi.

Erdoğan, parlamentoda yaptığı konuşmada, Pakistan’ın demokrasi geleneğine sahip örnek bir ülke olma yolunda ilerlediğini belirterek, “Pakistan’ın demokratik meşruiyet ve toplumsal mutabakat çerçevesinde yönetiliyor olması bölgemizde barış, güvenlik ve istikrarın sağlanması ve refahın yayılması çabaları bakımından hayati önemdedir” dedi.

Başbakan Erdoğan, “Demokrasilerde muhalefet de en az iktidar kadar önemlidir. Muhalefetin tek amacı iktidarı sınırsızca eleştirmek, onu iktidardan bir an önce uzaklaştırmak olamaz. Muhalefetin esas işlevi halkın yararına olan icraatlara destek olmak, yanlış yapılıyorsa doğrusunu söylemektir. Yapıcı bir muhalefet demokrasinin olmazsa olmazıdır” diye konuştu.

TSK ile Pakistan Silahlı Kuvvetleri arasındaki güçlü bağların, ikili ilişkilerin özel bir boyutunu oluşturduğunu ifade eden Erdoğan, “Pakistan, terörle mücadelesinde yalnız değildir. Bu haklı mücadelenizde her zaman yanınızda olmaya devam edeceğiz” dedi.

“HALKA SAYGI DUYMAK, SİZE SAYGI GETİRİR”

Erdoğan şöyle devam etti: “Pakistan’la Türkiye bölgenin iki güçlü ülkesidir. Pakistan ve Türkiye olarak dayanışma içinde olacağız. Şu anda İslam dünyasında olanları görüyoruz, takip ediyoruz. Bütün bunlar güçlü bir İslam dünyası olursa, inanıyorum ki bunları da barışla çözme imkanımız olacaktır. Halkın talebi karşısında durulmaz. Pakistan halkı ne istiyorsa, ona saygı duymak size de saygıyı getirir.”

“BU PARLAMENTONUN BAŞKANI SİZSİNİZ”
Erdoğan’ın ardından ise Pakistan Başbakanı Yusuf Rıza Gilani söz aldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni 2010’da ziyaret ederek konuşma yaptığını hatırlatan Gilani, Başbakan Erdoğan’ı yeniden misafir etmekten büyük mutluluk duyduğunu ifade etti.

Gilani, Erdoğan’a “Burada olduğunuz sürece bu parlamentonun başkanı sizsiniz” dedi. Pakistan Başbakanı, “Sayın Erdoğan’ı dostlukla kucakladığımı ifade etmek isterim. Sel felaketinin ardından yapmış olduğu ziyaret ve vermiş olduğu destekten ötürü kendisine teşekkür ederim. Yaşasın Pakistan-Türkiye dostluğu!” diye konuştu.

MUHALEFETTEN YEMEK BOYKOTU

Pakistan ana muhalefet partisi ise Gilani’nin Erdoğan şerefine vereceği akşam yemeğini boykot edeceğini açıkladı. Boykotun amacı, Gilani’yi Erdoğan’ın önünde küçük düşürmek.

Navaz Şerif liderliğindeki Pakistan Müslüman Birliği – Navaz (PML-N) Basın Koordinatörü Asım Niyazi, AFP’ye yaptığı açıklamada, “Partimizden hiç kimse yemeğe gitmeyecek. Çünkü biz Gilani’yi başbakan olarak tanımıyoruz” dedi.

PML-N’den üst düzey bir isim, muhalefetin buna karşın Erdoğan’ın konuştuğu parlamento oturuma katılacağını belirterek, “Erdoğan bizim şeref konuğumuz” diye konuşmuştu.

GÖREVDE HÜKÜM GİYEN İLK BAŞBAKAN

Gilani, İsviçreli yetkililerden Devlet Başkanı Asıf Ali Zerdari hakkında yolsuzluk davasını yeniden açmasını talep etmediği için, 26 Nisan’da Pakistan’ın görevdeyken hüküm giyen ilk başbakanı olmuştu

Gilani, devlet başkanı Zerdari’nin dokunulmazlığı olduğunu belirterek, bu konudaki kararını savunmuştu.

PML-N, Gilani’nin istifasını talep ederek hükümlülüğünün başbakan olmasına engel olduğunu ifade etmiş ve erken seçimlere gidilmesini istemişti.

KARA PARA AKLAMA İDDİASI

Zerdari hakkındaki suçlamalar 1990’lı yıllara dayanıyor. Zerdari ile eşi Benazir Butto’nun o dönemde İsviçre’deki banka hesaplarında 12 milyon dolar kara para akladığı iddia ediliyor. Çiftin bu kadar parayı gümrük denetleme anlaşmaları karşılığında aldığı rüşvetlerle sağladığı öne sürülüyor.

İsviçre davayı 2008 yılında, Zerdari’nin devlet başkanı olmasının ardından rafa kaldırmıştı.