Görev dönüşü şehit edildi

Muş’un Varto ilçesinde evine giderken silahlı saldırıya uğrayan bir astsubay şehit oldu.

Akşam saatlerinde görevden dönen Ankara’nın Sincan ilçesi nüfusuna kayıtlı Varto İlçe Jandarma Komutanlığı Trafik Tim Komutanı Astsubay Erdinç Aydın (24), kimliği belirsiz kişi ya da kişilerin silahlı saldırısına uğradı.

Sırtına isabet mermiyle olduğu yere yığılan ve ağır yaralanan Erdinç Aydın, olay yerine çağrılan ambulansla Varto Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Aydın, doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamayarak şehit oldu.

Ankara nüfusuna kayıtlı olan Şehit Astsubay’ın evli ve bir aylık bir çocuğu olduğu öğrenildi.

1 TERÖRİST ÖLDÜRÜLDÜ

Varto’nun Çaylar Köyü İçmeler mevkiinde yürütülen operasyonlarda 1 terörist etkisiz hale getirildi. Bölgede operasyonlar devam ediyor.

Bölgede, dün akşam saatlerinde görevden dönen Varto İlçe Jandarma Komutanlığı Trafik Tim Komutanı Astsubay Erdinç Aydın (24) evine giderken uğradığı silahlı saldırıda şehit olmuştu.

Taraf’tan şok foto!

İçişleri Bakanı Şahin, dün NTV’de Uludere hakkında kendisine yöneltilen soruları cevapladı. Taraf gazetesi sürmanşetinden Şahin’in açıklamalarına yer verdi.

Başlık olarak “İdris Naim Şahin bir şeyler söyledi” diyen gazetenin fotoğraf seçimi ise ilginçti. Şahin’in fotoğrafı yerine gazete, odun fotoğrafı kullandı.

İşte Taraf’ın o haberi..

Uludere Katliamı, PKK ve Kürt meselesi hakkında konuşan İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, birilerinin kendini yanlış anlatmaya çalıştığını savunarak, “Çınar ağacının gölgesine oturduk dedim. Ihlamur ağacıymış. Önemli olan ağaçtır, cinsi önemli değil. Şu anda ağacı suçlamıyorum” dedi.

ÖZÜR DİLENECEK OLAY YOKTUR

NTV’ nin soruları yanıtlayan Şahin, Uludere Katliamı için “Bu olay, güvenlik güçlerimizin tecrübe hanesine kaydedilmiş bir olaydır” diye konuştu. Şahin, “vur” emrini kimin verdiği sorusu üzerine, “Görüntüler alınmış değerlendirme yapılmıştır. Olayı anlık yönetecek olan askerler ve emniyet yetkililerdir. O anda emri Ankara’da Hava Kuvvetleri’nde o görüntüleri analiz eden komutanlar vermiştir. Özür dilenecek maiyette bir olay değildir. Özür dilenecek bir olay yoktur” dedi.

GARİPLİK BUNUN NERESİNDE

Sözlerinin basın tarafından yanlış aktarıldığını savunan Şahin, şöyle konuştu: “Bir kısım medyada yanlış anlatılmam yönünde alınmış bir karar var. Beni yanlış anlatmaya çalışırken komik duruma düşüyorlar. Viyana’da lokantanın bahçesinde halkla buluşmuşum. Yüksek ağaçların altında sohbet ediyoruz. Çınar ağacı gibi bir ağaç… ‘Çınar ağacının gölgesine oturduk’ dedim. Ihlamur ağacıymış. Önemli olan ağaçtır, cinsi önemli değil. ‘Ihlamur ağacı da bizim kültürümüzde vardır, faydalıdır’ dedim. Şu anda ağacı suçlamıyorum, birileri böyle gösterebilir. Bu konuşmanın neresinde bir gariplik var? Asıl anlatılmak istediğim aktarılmıyor.”

İfadeye çağrıldılar!

Silivri Cumhuryet Başsavcılığı, İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal ve Baro’nun 10 yöneticisini şüpheli sıfatıyla ifadeye çağırdı.

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, aldığı ara kararda, protestoda bulunarak duruşmaya girmeyen sanık avukatlarının yerine yeni avukat tayin etmediği ve Anayasa’nın 138. maddesine aykırı davrandığı gerekçesiyle İstanbul Baro Başkanlığı’nda tayin işleriyle görevli kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulması için Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazı yazılmasına hükmetmişti.

‘Pes’ dedirten uygulama

Gençlik ve Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yaz aylarında 9 ayrı ilde açılacak kamplarda 6 yıldan beri yapılan karma uygulamadan vazgeçilerek, kız-erkek ayrımı getirildi.

Yeni düzenleme ile 11 Haziran-12 Eylül arasındaki kamplar kızlar ve erkekler için ayrı dönemler halinde olacak.Aydın Kuşadası Davutlar, Antalya Duacı, İzmir Paşalimanı, Trabzon Düzköy, Kastamonu Kadıdağı, Mersin Silifke Akkum, Antalya Akseki Bademli, Bolu Aladağlar ve Denizli Cankurtaran’da 11 Haziran-12 Eylül arasında 9 dönem halinde açılacak deniz ve yayla kamplarında 6 yıl aradan sonra bu sezon, karma kamptan vazgeçilerek, kız ile erkeklerin ayrı dönemler halinde buralara gelmeleri kararlaştırdı.

Buna göre Aydın Kuşadası Davutlar’daki deniz kampından kızlar 1, 2, 5, 6, 9’uncu dönem, erkekler ise, 3, 4, 7 ve 8’inci dönemlerde kamp yapabilecek. Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü Gençlik Kampları internet sitesinden yapılan açıklamada, kamplara katılan gençlerin ulaşım konaklama ve yemek ihtiyaçlarının Gençlik ve Spor Bakanlığı’nca karşılandığı ve gençlerden herhangi bir ücret alınmadığı belirtilerek şu bilgilere yer verildi:

“Gençlik kampları 13-15 yaş grupları için ‘Ücretsiz Deniz Kampları’, 16- 22 yaş grupları için ‘Ücretsiz Doğa Kampları’ adı altında düzenlenmektedir. 11 Haziran-12 Eylül 2012 tarihleri arasında 8’er günlük dönemler halinde toplam 9 dönem olmak üzere planlanan deniz ve doğa kamplarında müzik, el sanatları, tiyatro ve halk oyunları ile çeşitli sportif faaliyetler de gerçekleştirilmektedir. Yaş gruplarının belirlenmesinde, yıl baz alınacak ay ve gün dikkate alınmayacaktır. Kamplara 13 yaşından küçük ve 22 yaşından büyük gençlerin kaydı yapılmayacaktır. Aynı şekilde tüm belirlenen yaş grubu kampları için alt ve üst yaş sınırları baz alınarak kayıt alınacaktır. Gençlik kamplarıyla ile ilgili bilgiler tüm yaş gruplarındaki gençlere ulaşılacak şekilde, il milli eğitim müdürlükleri aracılığıyla orta dereceli okullara, yerel basın ve yayın organları aracılığı ile gençliğe yönelik çalışma yapan kuruluşlara duyurulacaktır. Duyuruların eksiksiz ve zamanında yapılarak verilen kontenjanların tamamının kullanılması sağlanacaktır. Kamplara başvurular 14 Mayıs-31 Mayıs 2012 tarihleri arasında gençlik ve spor il müdürlükleri içerisinde gençlik merkezlerinde kurulacak bürolara yapılacaktır. Başvuru formunun doldurulmasında gerekli hassasiyet gösterilecek, form ilgili kurum ve kişilerce onaylanmış olacak, eksik doldurulan yada mükerrer başvuruda bulunanların işlemleri geçersiz kabul edilecektir.”

KARMA UYGULAMAYA SON

Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü Gençlik kampları yetkilileri, bu yıl gençlik kamplarında karma yerine kız ve erkeklerin ayrı ayrı dönemlerde kamp çalışmalarına katılacaklarını, zaman zaman kamplarda kız-erkek ayrımı yapıldığını, 6 yıldan bu yana da çalışmaların karma olarak yapıldığını bildirdi.

1 uzman çavuş yaralı

Muş’un Varto ilçe merkezinde görev dönüşü evine giderken sırtından vurulan 2 çocuk babası 24 yaşındaki Astsubay Erdinç Aydın’ın şehit düşmesinin ardından, kırsal alanda teröristlere yönelik başlatılan operasyonda, 1 uzman çavuş yaralandı.

Astsubay Erdinç Aydın’ın cenazesi Malatya Adli Tıp Merkezinde yapılan otopsinin ardından memleketi Ankara’ya gönderilirken, Varto’nun Çaylar ve İçmeler mevkiinde terör örgütüne yönelik operasyonlar başlatıldı. Arama- tarama yapan güvenlik kuvvetleri bu sabah teröristlerle ‘sıcak temas’ sağladı. Çıkan çatışmada 34 yaşındaki Jandarma Uzman Çavuş Cumali Borok, karnına isabet eden 2 kurşunlu yaralandı.

Yaralı Uzman Çavuş Cumali Borok askeri helikopterle Muş Devlet Hastanesine kaldırıldı. Bölgede operasyonlar devam ediyor.

Artık ‘genç’ değiliz

Türkiye’nin “en önemli zenginliği” olarak ifade edilen genç nüfus hızla azalıyor. Son 11 yılda Türkiye nüfusu neredeyse yaklaşık yüzde 10,20 artmasına rağmen, genç nüfus oranı yüzde 9,76 oranında azaldı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden yapılan hesaplamaya göre, ülke nüfusu 2000 yılında 67 milyon 803,9 bin kişi, yıllık nüfus artış hızı ise binde 18,3 düzeyindeydi.

Bu dönemde nüfusun 7 milyon 118 bini erkek, 6 milyon 782 bini de kadın olmak üzere 13 milyon 900 bini, 15-24 yaş grubundaki gençlerden oluşuyordu. Genç nüfusun yıllık nüfus artış hızı da binde 20,6 düzeyindeydi.

Ülke nüfusu sonraki yıllarda, ortalama yıllık nüfus artış hızı gerilemesine rağmen, kesintisiz artış gösterdi ve 2011 yılına gelindiğinde 74 milyon 724,3 bin kişiye ulaştı. Ancak bu süreçte genç nüfus 1 milyon 358 bin kişi azaldı ve 2011 yılı itibarıyla 12 milyon 542 bin kişiye geriledi.
Söz konusu dönemde genç nüfusun toplam nüfus içindeki payı da 3,7 puan azaldı ve yüzde 20,5’ten yüzde 16,8’e geriledi.

Bu dönemde ülke geneli için yıllık nüfus artış hızı binde 18,3’ten binde 13,5’e indi.

Genç nüfusun nüfus artış hızındaki gerileme ise çok daha keskin oldu. 15-24 yaş grubundaki nüfus 2000 yılı itibarıyla binde 20,6 artarken, yıllık nüfus artış hızı, 2010 yılında binde eksi 10,3 oldu.

Genç nüfusta yıllık nüfus artış hızı, 2011 yılında da binde eksi 0,2 olarak belirlendi.

Nüfus verilerine, ülkenin ikinci nüfus sayımının yapıldığı 1935 yılından bu yana bakılarak bir değerlendirmeye gidildiğinde ise aradan geçen 76 yılda nüfusun 58,6 milyon kişi artmasına karşılık, genç nüfustaki artışın 10,1 milyon kişi ile sınırlı kalması dikkati çekti.

Yürekler ağza geldi

İzmir Valisi Cahit Kıraç, Urla ilçesinin İçmeler mevkisine, savaş uçağının top mermisi taşıyan kısmındaki aparatın düştüğünü söyledi.

Kıraç, yaptığı açıklamada, Seferihisar’da Efes 2012 Müşterek Fiili Atışlı Tatbikatı’nın yapıldığını anımsatarak şöyle dedi:

“Tatbikat günlerini yaşıyoruz. Şu an almış olduğumuz bilgiye göre, Urla ilçemizin İçmeler mevkisine savaş uçağının top mermisini taşıyan kısmındaki aparat düşmüş. Mermiyle bir ilgisi yok. Patlayıcı olabileceği ihtimaline karşı 10-15 konut boşaltıldı. Teknik heyet geldi. Patlayıcı bir cisim değilmiş. Aparatı aldılar. Hayatı olumsuz etkileyen bir durum yok. Patlama riski yok. Kuyruk kısmından düşen ana gövdesi yerinde bir parça.”

Bu arada, bir bölümü toprağın içerisine saplanan cismin bulunduğu bölge güvenlik çemberine alındı.

Urla Kaymakamı Şehmus Günaydın, Urla Emniyet Müdürü Ümit Duymuş, İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı Orhan Yurdakul, askeri bomba imha ekiplerinin de geldiği olay yerinde inceleme yaptı

Hüseyin Velioğlu öldürülmedi

”İrtica ile Mücadele Eylem Planı” ve birinci ”Ergenekon” davalarının ikinci ”Ergenekon” davasıyla birleştirilmesinin ardından, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, CHP milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal ile emekli Tuğgeneral Veli Küçük’ün de aralarında bulunduğu 64’ü tutuklu 260 sanıklı davanın 187. duruşması başladı.

Emniyet Genel Müdürlüğü eski İstihbarat Daire Başkanı Bülent Orakoğlu duruşmada verdiği ifadesinde Hatay İl Emniyet Müdürlüğü yaptığı dönemde, Hatay’daki şehir kulübünde Adana Jandarma Bölge Komutanı olan Tuğgeneral Temel Cingöz ile il jandarma alay komutanının da katıldığı bir yemek yediklerini belirterek, ”Kapının önünde uzun boylu, yakışıklı, esmer bir kişi vardı. Ben Cingöz Paşa’nın koruması zannettim. Paşa ‘Unuttuk onu’ diyerek masaya çağırdı” dedi.

Orakoğlu, 1991 yılında gördüğü bu kişinin daha sonra İstanbul’da operasyonda ölü ele geçirilen Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu olduğunu öğrendiğini anlattı. Orakoğlu, 2000 yılında İstanbul’daki Hizbullah operasyonunda ölen kişinin Velioğlu olmadığını iddia ederek, ”Ölü olarak ele geçirildiği iddia edilen Velioğlu’nun yüzü tanınmayacak şekilde kurşun izleri vardı. Yanındaki iki kişiye ise hiçbir şey olmuyor. Sıyrık bile yok. Hizbullah gizli servis gibi çalışan bir örgüt. Kaçıracakları için fetva veriyor. Kaçıran, sorgulayan, öldüren ve gömen ayrı ekip bir ekip. Örgüt bütün arşivini İstanbul’a taşıdı. İstanbul’a gelince 3 kişiyi kaçırdı. Bunların kredi kartıyla villaya kapı siparişi veriliyor. Bu siparişten villa bulunuyor” diye konuştu.

Bu operasyonda örgütün arşivinin bir kısmının yakıldığını belirten Orakoğlu, bunların Amerika’ya gönderilerek çözümlendiğini, Uğur Mumcu suikastını aydınlatacak belgelerin de ortaya çıktığını anlattı.

Hablemitoğlu, MİT Müsteşarı olacaktı

Orakoğlu, şunları kaydetti: ”60’lı yıllardan beri bazı cinayetlerin bir merkezden işlendiğine inanıyorum. Ergenekon’un, Hizbullah, PKK ve Dev-Sol’u kurduğu ve kullandığı görülüyor. Devletin içinde hem derin yapıyı, devletin yetkilerini kullanan grup var. Bazı insanları vaatlerle ele geçiriyor. Türkiye’de darbeler öncesinde çok ciddi sıkıntılar oluyor. Cinayetler işleniyor. Bunlar terör örgütlerini kullanarak yapılıyor. PKK’nın da taşeron bir örgüt olarak kullanılması söz konusu. AK Parti iktidara geldikten sonra eylem yapmayan PKK, 2003 yılında eylemlerini artırdı.”
Ankara’da 18 Aralık 2002 tarihinde evinin önünde silahlı saldırı sonucu öldürülen Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu’nun, MİT Müsteşarı olacağını ve Hablemitoğlu’nun da buna kendisini inandırdığını dile getiren Orakoğlu, cinayetin ortadan kaldırmaya yönelik olduğunu anlattı.

Türkiye’deki önemli cinayetlerin izleri takip edildiğinde, sonucun sürekli İran’a çıktığını belirten Orakoğlu, ”Bu cinayetlerde Gladyo tipi yapılanmalara ulaşamazsınız. Cinayeti işletenler, şüpheleri, özellikle dini özellikleri ön plana çıkan devletlere yönlendirirler” şeklinde konuştu. Orakoğlu, 28 Şubat sürecinde ordu içinde PKK ile görüşen bir grubu tespit ettiklerini de dile getirdi.

AYM’den ‘4+4+4’e vize

Anayasa Mahkemesi, kamuoyunda “4+4+4” olarak bilinen ve zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran 6287 sayılı yasanın şekil bakımından iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemini reddetti.

CHP, Anayasa Mahkemesi’ne başvurarak, 6287 sayılı yasanın “esas bakımından” anayasaya aykırılığına ilişkin iptal davası haklarını saklı tutmak kaydıyla, şekil bozukluğu bakımından TBMM İçtüzüğü’nün 29, 74, 81, 87 ve 91. maddeleri ile anayasanın 2, 6, 7, 11, 67, 68, 75, 76, 87, 88, 95, 96, 97 ve 148. madde hükümlerine aykırı olduğu gerekesiyle, şekil bozukluğuna dayalı olarak iptaline, davanın öncelikle ve ivedilikle görüşülmesine ve yürürlüğünün durdurulmasına karar verilmesini istemişti.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Kore Anayasa Mahkemesi’nin davetlisi olarak bu ülkede bulunduğundan, Anayasa Mahkemesi heyetinin kıdemli başkanvekili Serruh Kaleli başkanlığında toplandı.

Heyet, yasanın şekil bakımından iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemini oybirliğiyle reddetti.

Molotoflu cinayete müebbet

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanıklar Salman Akpınar ve Hamit Aksan getirildi. Tutuksuz sanık Merdan B. ise duruşmaya katılmadı.

AVUKAT BERAAT İSTEDİ

Duruşmada ilk olarak sanıkların avukatı Ömer Çiftçi son savunmasını yaptı. Sanık Hamit Aksan’ın emniyetteki ifadesinde olaya karıştığını söylediğini belirten avukat Çiftçi “Sonra bu ifadesinden vazgeçti. Karışsaydı gidip kendi teslim olmazdı. Hangi akılla ben yaptım demiş bilmiyorum. İradesinin sakatlandığını düşünüyorum. Emniyetteki ifadesine katılan avukatı polis ayarladı. Kim olduğunu bilmiyoruz. Bu avukatın mahkemede dinlenmemesi eksikliktir. Suça karışmış olsalar bile kasıt otobüse zarar vermektir. Öngörülemeyen bir sonuç ortaya çıkmıştır. Bu nedenle beraatlerine karar verilmesini istiyoruz” dedi.

SANIKLAR BERAATİNİ TALEP ETTİ

Mahkemede son sözü sorulan Salman Akpınar, “Beraatimi talep ediyorum” diye konuştu. Son sözü sorulan Hamit Aksan, diyecek bir şeyi olmadığını söyledi.

İKİ SANIĞA İKİ KEZ AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET

Bir süre ara verdikten sonra davayı karara bağlayan Mahkeme Heyeti, tutuklu sanıklar Hamit Aksan ve Salman Akpınar’ın “PKK silahlı terör örgütü adına hareket ederek üzerlerine atılı olan devletin birliğini bozmak ve ülke topraklarından bir kısmını devlet idaresinden ayırma amacına yönelik vahamet arz eden eylemi gerçekleştirdiklerini” belirtti. Mahkeme Heyeti, sanıkların suçun işlenişi, fiilin özellikleri, kastın yoğunluğu, olaydaki konumlarını dikkate alarak ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmalarına hükmetti.

İki sanığın, 18 yaşından küçük maktul Serap Eser’i patlayıcı madde atmak sureti ile yakarak kasten öldürmek suçunu işlediklerini kaydeden Mahkeme heyeti, sanıkların bu suçtan da ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasına karar verdi. Mahkeme iki suçtan verilen cezada da, sanıkların pişmanlık göstermemesi nedeniyle indirim yapmadı.

İKİ SANIĞA AYRICA 6’ŞAR YIL 8’ER AY CEZA VERİLDİ

İki sanığın ayrıca “patlayıcı madde bulundurmak ve nakil etmek” suçundan 6’şar yıl 8’er ay hapisle cezalandırılmasına karar verildi.

TUTUKSUZ SANIK BERAAT ETTİ

Tutuksuz sanık Merdan B.’nin “Kasten çocuk öldürmek, patlayıcı madde atmak, kamu malına zarar vermek” suçlarından beraatine hükmedildi.

SERAP ESER 29 GÜN YAŞAM MÜCADELESİ VERMİŞTİ

Küçükçekmece’de 8 Kasım 2009 günü 89-A numaralı Söğütlüçeşme-Zeytinburnu otobüsüne yapılan molotof kokteylli saldırıda 17 yaşındaki lise son sınıf öğrencisi Serap Eser yanmıştı. 29 gün hastanede yaşam savaşı veren Eser, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamıştı.