Pınar Selek ile İlgili Beraat Kararının Gerekçesi Açıklandı

Pınar Selek ile İlgili Beraat Kararının Gerekçesi Açıklandı

Mısır Çarşısı’nda 9 Temmuz 1998 tarihinde olan, 7 bireyin can verdiği, 127 bireyin de yaralandığı patlamayla ilgili davada geçtiğimiz ay saliverilme eden sosyolog Pınar Selek ile Abdülmecit Öztürk hakkındaki gerekçeli karar, İstanbul 15. Zor Hüküm Mahkemesi aracılığıyla açıklandı.Mankeme, 24 sayfalık gerekçeli hükmünde, bilirkişi raporları arasındaki çelişkilere uyarı çekti. Kararda, vakanın anında ardından 8 dinamit imha uzmanının durum yerinde yaptıkları analiz sonucu olarak düzenledikleri durum yeri analiz tutanağında, patlamadan hemen ardından dinamit unsuru ya da patlayıcı maddeye rastlanılmadığının belirtildiği vurgulandı.

5 Temmuz 1999’da dinlenen Nazmi Nuri Sert isimli dinamit imha uzmanının ifadesinde de durum yerinde yapılmış olan çalışmalarda ve incelemelerde “bomba izine rastlanmadığı, patlamanın bombadan kaynaklanması şeklinde kesinlikle durum yerinde tek çukur açması gerektiğini ve bunlara rastlamadığını” söylediği hatırlatıldı.

21 Aralık 2000 tarihindeki raporda ise “Patlamanın tüpgaz patlaması meydana geldiği, dinamit patlaması konusunda bulguların olmadığının” dile getirildiği anlatıldı.

Mahkemenin gerekçeli hükmünde, İstanbul Zabıta Kriminal Dairesi’nin ve Hukuki Tıp Enstitüsü’nün raporlarında bulunan “Olay yerinde ve maktullerin üstünde yapılmış olan incelemede dinamit muhtevanında kullanılabilecek tek takım malzemeler bulunduğu” istikametindeki ifadelere de işaret edildi.

Mahkeme, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hukuki Tıp Anabilimdalı Başkanlığı’nın 27 Temmuz 2000 tarihindeki raporunda ise “Patlamanın dinamit mı, yoksa gaz kaçağından mı kaynaklandığının kesinlikle söylenemeyeceği” görüşünün anlatıldığına uyarı çekti.Kararda, “Yani olayda Mısır Çarşısı’ndaki patlamanın nedeninin, tek bölüm bilirkişilerce tüpgaz meydana geldiği, tek bölüm bilirkişilerce dinamit meydana geldiği, tek bölüm bilirkişilerce de verirlen raporlarda patlamanın tüpgazdan mı bombadan mı ya da yabancı tek nedenden mi meydana geldiğini saptama edemedikleri yönünde rapor vermiştir. Bu vaziyet karşısında meydana kuşku çıkmaktadır. Maznunların müsnet suçu işlediklirene konusunda mahkumiyetlerine yetecek ölçüde şüpheden uzak tek kanıt elde edilememiştir. Hüküm yargılamasının en mühim ilkelerinden biri olan ‘Kuşkudan maznun yararlanır’ kaidesi, maznunun tek suçtan cezalandırılmasının basit şartı olan suçun şüpheye yer vermeyen tek şüphesiz kanıt edilmesini gerektirir. Gerçekleşme biçimi şüpheli ve tam anlamıyla aydınlatılmamış vakalar ve söylemler maznunun aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz” denildi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir