Sevgi Bu Mudur


Sevgi Bu Mudur

Her insanoğlu binlerce senelik insaniyet serüveninin belleğini taşır. Bilim adamları günümüz çağdaş insanına benzer insanın 200.000 senelik bir geçmişi meydana geldiğini düşünüyor. Bu süre içerisinde insanoğlu doğa ile ilişkisini ve bizzat aralarındaki ilişkiyi SEVGİ temeli üst kısmına kurmadı.
Hep sahiplenmek, bağlanmak, istismar etmek, kıskanmak üst kısmına kurdu ve sahiplendiği, bağlandığı, sömürdüğü şeyleri kuvvet faydalanarak savunmaya çalıştı. Ailesine, klanına, dinine, milliyetine, malına, mülküne, eşyasına bağlandı. Bu bağımlılıkta GÜVENLİK aradı. Belki de insanoğlunun en kocaman yanılsaması buydu. Bir Çok Kez ve daimi bir güvenlik.
Bunca natürel yıkımın, salgın ve hastalığın, savaş ve terörün, trafik ilçesi ya da yabancı ilçelerin meydana geldiği bu Yeryüzünde bir çok kez ve daimi bir güvenlik olabilmektedir mi? İnsan tüm bağımlılıklarından ve binlerce senedir belleğini doldurduğu koşullanmalarından bağımsız meydana gelmediği müddetçe istediği sevgiyi bulabilir mi? Kendini bilmeden, bizzat içerisinde bulunan çatışmalardan kurtulmadan hakikaten sevebilir mi?
Biz insanın bizzat ile değil, onun ile ilgili düşüncelerimizde yarattığımız imgelerle ilişki kuruyoruz. Nihai Zamanlarda imgeler (görüntü) her değerin önünde. Biz gerçekte hiçbir şeyle önyargısız ilişki kurmuyoruz. Belleğimizdeki bilgilerle, imgelerle, kızgınlıklarımız, incinmelerimiz, acılarımız ve hazlarımızla ilişki kuruyoruz. Bu ilişki sevgi değil. Sevgi bunun çok ötesinde bir şey. Bizim sevgi dediğimiz şeye dikkatle baktığımızda gördüğümüz şey; fazladan sahiplenmek, fazladan yararlanmak.

Sevgi bu mudur?

Bayan, erkek ayırmadan biz vatandaşlar zihnimizi dolduran, geçmişe ilişkin bu bilgi ve imgelerden, kısacası BİLİNEN den bağımsız olmadıkça ne gerçek sevgiyi tanıyabilir ne de içerisinde acıların, hırsın, şiddetin, kıskançlıkların, açgözlülüklerin meydana gelmediği bir ilişki kurabiliriz.

İnsan kuvvet yüklüdür.

Hiçbir inanç, hiçbir ideoloji, insanı bu eğiliminden kurtaramaz. Yalnızca insanın KENDİNİ BİLMESİ ve içerisinde bulunan şiddetin farkında olmasıyla çatışmalar nihai bulur. Bunun farkında olmadıkça ne doğanın kıyımı, ne buzulların erimesi, ne pekçok hayvan neslinin tükenmesi, ne savaşlar, ne katliamlar, ne işkenceler nihai bulur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir